YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/5127
KARAR NO : 2021/4669
KARAR TARİHİ : 02.06.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 05.12.2017 tarih ve 2014/322 E- 2017/843 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine-kısmen kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi’nce verilen 12.09.2019 tarih ve 2018/851 E- 2019/1101 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 31.05.2021 günü hazır bulunan asıl ve birleşen dosya davacısı vekili Av. … ile asıl ve birleşen dosya davalısı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi …tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, taraflar arasında 19.10.2005 tarihinde düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşme ile satılan arsa bedelinin 48.000.000 USD, yapılacak masrafların 2.000.000USD ve 10.000m2’lik alanda ofis binası yapılarak teslimi dahil toplam 75.000.000 USD olarak belirlendiğini, davalının ofis binasını sözleşme gereği Uluslararası kabul görmüş ekspertiz raporu temin edilmek üzere, tahmini metre kare birim piyasa fiyatı satış anında 2000-2500 USD’den az olmayacak şekilde, kalite ve imalat ile sözleşme tarihini takip eden üçüncü yılın sonunda kooperatife teslimini üstlendiğini,15.07.2010 tarihinde ek bir protokol ile binanın net metrekare piyasa satış fiyatının KDV dahil bedel olduğunun kararlaştırıldığını, davacı kooperatif adına yapılacak her türlü harç ve masrafın 2.000.000,00 USD’lik kısmının kooperatiften talep edilmeyeceğinin kararlaştırıldığını, davalının ise KDV dahil 25.000.000 USD’lik ofis binası için satış faturası kestiğini ancak teslim edilen binanın 4.900.000 USD değerinde olduğunun tespit ettirildiğini, davalının daha düşük değerde ofis binası teslim ederek davacıyı zarara uğrattığını, davalının, yaptığı masraf ve harcama ile tapu harç ve giderlerinin 2.000.000,00 USD ‘ye kadar olan kısmını mahsup etmesi gerekirken bunu bu bedelin tamamını kooperatif alacağından mahsup ettiğini belirterek fazlaya illişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ofis bina değerinin daha düşük olmasından kaynaklı alacak için şimdilik 9.000.000USD ile harç ve masraflar için fazla kesilen tutarında 1.000 USD’sinin, birleşen davada ise; sözleşme gereği arazi satış tutarı olarak 48.000.000 USD ödenmesi gerekirken 3.048.422,2 USD eksik ödendiğini ve davalının yaptığı harç ve masraf tutarının sözleşmede kararlaştırılan tutardan daha az olduğu halde tamamının satış bedelinden mahsup edildiğinden fazla kesilen harç ve gider alacağı için asıl davada 1.000 USD talep edildiğinden sözleşmede yazılı tutardan daha az yapıldığı halde fazla kesilen gider alacağının faiziyle davalıdan tahsili talep ve dava etmiştir.
Asıl ve birleşen davada davalı vekili, taraflar arasındaki sözleşme gereği ofis binasının 15.7.2010’da davacıya tapuda devredilip aynı tarihte teslim alındığına dair ibraname verilmekle üzerine düşen edimi ifa ettiğini, ofis bina değerinin KDV dahil belirleneceğinin protokolle de hüküm altına alındığını, tapuda 25.000 USD üzerinden satış bedelinin gözükme nedeninin sözleşmedeki en yüksek birim fiyat olan 2.500 USD/ m2’nin nazara alınmasından kaynaklandığını ayrıca ofis bina inşaatına dair talebin ihbar olunan ve inşaatı yapan Yorum İnş.A.Ş ile yapılan sözleşme gereği bu şirketten talep edilmesi gerektiğini, sözleşme gereği, yapılan harç ve masrafların 2.000.000 USD üzerinde olan kısmını davacı alacağından mahsup edilebileceğini, davacının davalı yokluğunda yapılan tespit raporuna dayanarak istemde bulunmasının yasal olmadığını ve faiz isteminin fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ,toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, asıl davada taraflar arasında ki sözleşmenin taşınmaz satış sözleşmesi ve eser sözleşmesini içeren karma ve ayıba karşı tekeffülün de olduğu bir sözleşme niteliğinde olduğu, sözleşme ile taahhüt edilen tüm edimler tam olarak yerine getirilmediği sürece, eserin tamamlanmış olmasından söz edilemeyeceği için ayıplı ifanın varlığından bahsedilemeyeceği eksik ifa olduğunun kabul edileceği, taraflar arasındaki sözleşmede davalı tarafından davacıya tamamlanıp teslim edilmesi gereken binanın en az 10.000 m2 olması ve nihai satış anındaki piyasi rayiç değerinin metrekare olarak 2000-2500 USD’den az olmayacak kalitede olması kararlaştırıldığından 10.000 m2 ofis inşaatı için 20.000 USD isteme hakkı olduğu , taşınmazın devir ve teslim tarihi olan 15.7.2010 itibariyle değerinin 17.667.180,00 USD olduğundan aradaki fark olan 2.332.820,00 USD eksik ifa alacağının davalı tarafından davacıya ödenmesi gerektiği, davacı tarafından verilen 15.7.2010 tarihli ibranamenin gerçeği yansıtmadığı, teslim edilen ofis binasının sözleşmedeki nitelikleri taşımadığı belirlenmiş bulunduğundan ibranamenin yanılma sonucu (hata ile) düzenlenmiş olduğu ve davacının eksik ifadan kaynaklanan tazminat isteminde bulunabileceği, davacının sözleşme ile kararlaştırılan tutardan daha az harcama yapan davalıdan fazla kesilen harç ve giderler için talep edilen 1.000 USD’yi talep edebileceği, birleşen davada ise; davacının arazi satış bedeli 48.000.000 USD’ye karşılık 44.951.577,86 USD tutarında ödeme yapıldığı, eksik kalan 3.048.422,14 USD’nin daha satış bedeline ilişkin olarak davalı tarafından davacıya eksik ifa olarak ödenmesi gerektiği, sözleşme gereği satış bedeline ilişkin olarak ayrıca, 2.000.000,00 USD tutarındaki davacıya ait tapu harç masraflarının davalı tarafından ödenmesi üstlenilmiş olduğundan davalının davacı adına yaptığı masraf toplamının 1.204.096,60 USD (1.413.368,59 TL karşılığı) olduğu davalının 2.000.000,00 USD tutarında olacak masrafı üstlendiği ancak 1.204.096,60 USD’lik kısmını ödediğinden ancak bu tutarı satış bedelinden düşeceği bakiye 795.903,40 USD’nin daha masraflara ilişkin olarak davalı tarafından davacıya ödenmesi gerektiği ve asıl davada hükolunun 1.000,00 USD’nin mahsubundan sonra bakiye 795.803,40 USD’nin toplamı olan 3.844.225,54 USD’nin davalıdan talep edilebileceği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın ksımen kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekilleri istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge adliye mahkemesince, taraflar arasındaki sözleşme ile davalı tarafından yapılıp davacıya teslim edilmesi öngörülen ofis binasının m2 değerinin 2.000 – 2.500 USD’den az olmayacak kalite ve imalatta olması gerektiğinin kararlaştırıldığı,davacı vekili, davalının yapacağı inşaatın m2 fiyatının 2.500 USD olması gerektiğini iddia etmekte ise de sözleşmedeki açık hükme göre 2.000 USD ile 2.500 USD aralığındaki değerde inşaatın, sözleşmeye uygun ifa olduğunun kabul edilebileceği,zira tarafların sözleşme ile birim fiyat olarak 2000 USD/m2 değerin geçerli bir ifa olacağını kararlaştırdığından sözleşmenin bu açık hükmüne rağmen, üst sınır olarak kararlaştırılan 2500 USD birim değerinin zorunlu bir değer olarak kabul edilemeyeceği, tarafların basiretli tacir olarak gerçek iradelerini sözleşmeye açıkça yansıtmaları gerektiği, ifa değerinin alt ve üst limitlerini belirlemiş olup ortalama değerin esas alınacağına dair bir irade de ortaya konulmadığından davalının edim borcunun belirlenmesinde m2 birim fiyatının 2000 USD olarak alınmasında bir usule aykırılık bulunmadığı, asıl sözleşmede belirlenen birim fiyatlara ayrıca KDV’nin de ekleneceğine dair bir açıklık bulunmamakla birlikte taraflar arasındaki gerek ek protokol gerekse KDV mevzuatı gereğince, sözleşmede belirlemiş olan fiyata KDV’nin de dahil olduğunun kabulü gerektiği,
Davalının davacıya satım bedeline mahsuben teslim ettiği ofis binasının KDV hariç değeri 17.667.180 USD tespit edildiğine göre %18 oranındaki KDV’nin eklenmesi halinde teslim edilen inşaatın değerinin (17.667.180 USD + 3.180.092,4 USD KDV = 20.847.272,04 USD) 20.847.272,04 USD olduğu ve bu bedelin sözleşmede kararlaştırılan asgari ve azami değer sınırlarının içinde (arasında) yer aldığı, bu durumda davalı tarafın ofis binası teslim borcunu sözleşmeye uygun olarak yerine getirdiği ve bu nedenle davacının buna ilişkin tazminat talep hakkının bulunmadığı,asıl davada bu kaleme ilişkin tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kabul kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu, birleşen dava bakımdan ise;sözleşme ile davalı, davacının sorumluluğundaki harç ve masraflar yanında kendisinin sorumluluğunda olan harç ve masrafları da ödemeyi üstlendiği,ancak davalının istinaf gerekçesi yaptığı ödeme makbuzlarının kesin olarak sözleşmedeki 2.000.000 USD’ye mahsuben yapıldığını kanıtlayamadığı, davalının kendi defterlerinde harç ve masraflar için yaptığı gider kaydı 1.413.368,59 TL olup, bununda davacının kabulünde olduğu, davalının kayıtlarında yer alan ve davacıyaya fatura edilen harcamaların mahkeme kararında dolara çevrilerek bulunan 1.204.096,60 USD’nin sözleşme gereği davalının davacıya ödemesi gereken 2.000.000 USD’den düşülerek bakiyesinin hüküm altına alınmasında usule aykırılık görülmediği, eksik ödenen arsa satış bedelinden yapılan bazı ödemelerin düşülmediğine dair davalı savunmasının HMK’nın 145. Maddesi ile 357. maddesi uyarınca istinaf yargılaması aşamasında yeni delillere dayanılamayacağından kabul edilemeyeceği, davacının eksik satış bedelini talepte haklı olduğu, davacı koopetatifin verdiği 15.7.2010 tarihli ibranamenin görev süreleri bitiminden sonra verilen ve acil işlerden olmayan işbu davada geçerliliğinin bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin asıl davaya yönelik istinafa konu kararının kaldırılarak, asıl davada ofis binası değerinin sözleşmede kararlaştırılmış olan değerden daha düşük olduğu iddiasına dayalı tazminat talebinin reddine, Asıl davada davalının sözleşmeye göre ödemesi gerekirken harç ve masraflara ilişkin alacak talebinin kabulü ile 1000 USD alacağın, 15.08.2011 dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa’nın 4/a maddesine göre yürütülecek faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davalının birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, tarafların temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan ayrı ayrı alınarak yek diğerine verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl dava yönünden davacıdan alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 430.174,86 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl ve birleşen davada davalıdan alınmasına, 02.06.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.