YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2242
KARAR NO : 2021/5157
KARAR TARİHİ : 17.06.2021
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Erzurum 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22.03.2018 gün ve 2014/637 – 2018/85 sayılı kararı bozan Daire’nin 06.02.2020 gün ve 2018/3968 – 2020/1056 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka şubelerinde bulunan hesaplarından para çekme yetkisinin yalnızca şirket müdürü … ‘a ait olduğunu, buna rağmen davalı bankanın usulsüz ve yasaya aykırı olarak müvekkilinden habersiz bu hesaplardan üçüncü kişilere ödeme yaptığını, davalı bankanın kusurlu olduğunu ileri sürerek, 1.000.000.-TL’nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece uyulan bozma ilamına göre, davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Davalı vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1-Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen diğer karar düzeltme istemlerinin reddi gerekmiştir.
2-Dava, davacıya ait mevduat hesabındaki paranın usulsüz olarak 3. kişilere ödendiği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak, davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine Dairemizce “…Adli Tıp Kurumu raporunda imzasız ya da imzası kime ait olduğu belli olmayan dekontlar yönünden davacının isticvabı sağlanarak, bankadan çekilen paralardan davacının kabulünde olan veya şirket için kullanılan paralar düşüldükten sonra, davacı şirket kayıtlarında yer almayan tutarlar yönünden davalı bankanın sorumlu olduğu kabul edilerek bir hüküm tesisi gerekirken, bozma ilamına uyulmasına karar verilmesine rağmen bozma gereğince bir inceleme yapılmaksızın yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı…” gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece alınan 24.07.2017 tarihli son bilirkişi raporunda, davacı şirketin ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı, davacı şirketin davalı banka nezdindeki hesap ekstrelerinin tetkikinde davacı şirketçe satışı yapılan araç bedellerinin davacının hesaplarına yatırıldığı, araç satış bedeline mahsuben yatırılan tutarların bir kısmının aynı gün, bir kısmının en geç bir hafta içinde hesaplardan çekildiği, davaya konu edilen tutarların davacının ticari defterlerine işlenmediği, davacının defterlerinde kayıt bulunmamasının davacının aleyhine yorumlanamayacağı, ispat yükünün davalı bankada olduğu, davacı şirketin T. İş Bankası AŞ’de bulunan hesaplarından kime ödendiği tespit edilemeyen ve imzasız ödenen tutarların davacı tarafça satışı yapılan araç bedeline mahsuben yatırılmış tutarlar olduğu, davacının asıl faaliyet konusunun araç satışı olması nedeniyle müşterilerince ödenmiş olan tutarları bilmemesinin mümkün olamayacağı, araç satışı yapan şirketlerin, sattıkları araç bedelinin tamamını tahsil etmeden satış işlemlerini sonuçlandırmayacağı, bu nedenle davacının araç satışı yaptığı müşterilerince yatırılmış olan paralardan haberdar olduğu anlamına geldiği, ancak bu durumun şirketin hesabından çekilmiş olan paraların kim tarafından ne amaçla çekilmiş olduğu ve ayrıca çekilen tutarlardan davacının haberdar olduğu şeklinde değerlendirilemeyeceği şeklinde görüş bildirilmiştir.
İmzasız ya da imzası kime ait olduğu belli olmayan dekontlarla yapılan ve davacı şirket kayıtlarında yer almayan tutarlar bakımından kaideten davalı bankanın sorumlu olması gerekir ise de Dairemizin yerleşmiş uygulamaları (Dairemizin 17.03.2015 tarih 2014/6057 E. 2015/3684K. Sayılı, 13.04.2017 tarih, 2016/7386 E. 2017/2141 K. sayılı ilamı) nazara alındığında mahkemece, dava konusu edilen meblağların, 2003 ila 2006 yılları arası uzunca bir süreçte bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davacının ticari faaliyeti kapsamında araç satışına ilişkin olarak müşterilerince araç bedeline mahsuben yatırılmış tutarlar olduğu, bu kadar yüksek meblağlı işlemlerin farkedilmemesinin hayatın olağan akışına uygun olup olmadığı, dava konusu edilen işlemlerden sonra davacının bizzat yaptığı işlemler bulunup bulunmadığı ya da davacının icazet sonucunu doğuracak iş ve eyleminin olup olmadığının tespiti ile varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından kararın bu gerekçelerle bozulması gerekirken, Dairemiz bozma ilamında yazılı gerekçeyle bozulması yerinde görülmediğinden, davalı banka vekilinin bu yöne ilişkin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 06.02.2020 Tarih, 2018/3968 Esas-2020/1056 K. Sayılı bozma ilamının kaldırılarak mahkeme kararının açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer karar düzeltme istemlerinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı banka vekilinin anılan yöne ilişkin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 06.02.2020 Tarih, 2018/3968 Esas-2020/1056 K. Sayılı bozma ilamının kaldırılarak mahkeme kararının açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, ödediği karar düzeltme harcının isteği halinde karar düzeltme isteyen davalı bankaya iadesine, 17.06.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.