Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2019/2546 E. 2021/4626 K. 01.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/2546
KARAR NO : 2021/4626
KARAR TARİHİ : 01.06.2021

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Eski Hale Getirme Bedeli Ve Tazminat
İLK DERECE MAHKEMESİ : Trabzon 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Trabzon 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin davanın reddine hükmüne karşı, asıl ve birleşen davacılar vekili ile asıl ve birleşen davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması sonunda Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince asıl ve birleşen davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, asıl ve birleşen davalı vekilinin istinaf başvurusunun vekalet ücreti yönünden kabulüne karar verilmiş, bu kez Bölge Adliye Mahkemesi kararının Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak asıl ve birleşen davacılar vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 01.06.2021 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü taraflardan gelen olmadığından, incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildi. Temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Asıl ve birleşen davada davacılar vekili, vekil edenlerinin 131 ada 9 parsel sayılı taşınmazın maliklerinden olduğunu, davalı şirketin, Yurt-Kur’ a ait yurt inşaatı çalışmaları sırasında oluşan hafriyatları vekil edenlerinden izin almadan dava konusu taşınmaza döktüğünü ve taşınmazın kullanılamaz hale geldiğini, taşınmazın üzerinde bulunan fındık ağaçlarının da tahrip olduğunu, bu duruma ilişkin olarak Trabzon 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2010/291 Esas sayılı dosyası ile elatmanın önlenmesi davası açıldığını, davanın kabulüne karar verildiğini, bu dosyada yapılan yargılama sırasında alınan uzman bilirkişi raporuna göre taşınmazın hafriyat dökülmeden önceki haline getirilmesi bedelinin 147,600,00 TL olarak hesaplandığını, Trabzon 1. İcra Müdürlüğü’nün 2013/13930 Esas sayılı dosyasıyla ilamın icraya konulmasına rağmen davalı tarafça yapılan elatmanın önlenemediğini belirterek, dava konusu taşınmaza dökülen hafriyatın dökülmeden önceki hale getirilmesi bedeli olarak 147.600,00 TL’den asıl dosya davacıları … ve …’ın hisselerine düşen 73.800,00 TL, birleşen dosya davacısı … … için 2.000,00 TL bedel ile yine hafriyat dökülmesi nedeni ile uğranılan asıl ve birleşen dava için toplamda 2.000,00 TL maddi tazminatın da elatma tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak vekil edenlerine verilmesine karar verilmesini istemiş, 05.05.2017 tarihli dilekçesi ile, birleşen davasını bilirkişi raporu üzerinden 12.677,83 TL üzerinden ıslah etmiştir.
Asıl ve birleşen davada davalı şirket vekili, kesin hüküm ve zamanaşımı itirazlarının olduğunu, dava konusu işin başka bir şirkete taşere edildiğini, yapılan işlemlerin Çevre ve Şehircilik Bölge Müdürlüğü’nün denetiminde olduğunu, taşınmaza döküm yapılmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, karara karşı, asıl ve birleşen davacılar vekili ile asıl ve birleşen davalı şirket vekili vekalet ücretine hasren istinaf talebinde bulunmuştur. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi’nin 31.12.2018 tarihli ve 2018/2833 Esas, 2018/2733 Karar sayılı ilamı ile, asıl ve birleşen davacılar vekilinin istinaf talebinin reddine, asıl ve birleşen davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiş, hüküm asıl ve birleşen davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Asıl ve birleşen dava, eski hale getirme bedelinin ve uğranılan zararın tazmini isteklerine ilişkindir.
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere, hukuki ilişkinin nitelendirmesine göre asıl ve birleşen davacılar vekilinin tazminat istemlerinin reddine ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Asıl ve birleşen davacılar vekilinin eski hale getirme bedeline ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 131 ada 9 parsel sayılı taşınmazın 4.4.30,89 m2 yüzölçümünde çalılık vasfı ile 1/3 er payla asıl davacı …, asıl davacı … ve birleşen davacı … … murisi İsmet … ve dava dışı … … adına tapuda kayıtlı olduğu, davalı şirketin tapuda kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir hakkının olmadığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; hukuk sistemimizde mülkiyet hakkı Türk Medeni Kanunu’nun 683 ve Anayasa’nın 35. maddesi gereğince korunmaya değer ayni bir hak olarak tanımlanmış ancak, kamu yararının gerekli kıldığı zorunlu durumlarda, yalnızca kanunla sınırlanabileceği kabul edilmiştir. Bunun dışında mülkiyet hakkına (TMK mad. 683/2.) dokunulmasına izin verilmemiştir. Herkes mülkiyet hakkını bu sınırlar içerisinde dilediğince kullanmakta serbesttir ve hiç kimse bu hakkın kullanılmasına engel olamaz.
Somut olayda, her ne kadar, 2010/291 Esas sayılı elatmanın önlenmesi dosyasındaki kararın infazı için dava açıldığı, infazın icra kanalıyla yapılmasının gerektiği, hafriyatın kaldırılması bedelinin taşınmaza verilen zarardan fazla olduğundan bahisle infazın yapılmamış olmasından dolayı yeni bir dava açmak sureti ile infazının yapılmaya çalışıldığı gerekçesi ile eski hale getirme bedeli talebinin reddine karar verilmiş ise de bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki, dosya kapsamına göre, dava konusu taşınmaza hafriyat dökülmesi nedeni ile, asıl davacılar tarafından, davalı şirket aleyhine, 28.10.2010 tarihinde elatmanın önlenmesi ve dökülen hafriyatın kaldırılmasına talebine yönelik 2010/291 Esasında dava açıldığı, bu dosyada alınan 06.10.2011 tarihli inşaat mühendisi bilirkişi raporuna göre, taşınmazın hafriyat dökülmeden önceki hale getirilmesi bedeli olarak 147.600,00 TL bedel belirlendiği, yapılan yargılama sonucunda, 15.11.2011 tarihli ve 2011/322 Karar sayılı karar ile davanın kabulü ile 131 ada 9 parsel sayılı taşınmaza davalı tarafça yapılan elatmanın dökülen malzemenin kaldırılması yoluyla önlenmesine karar verildiği, kararın asıl dosya davacıları tarafından icraya konu edildiği, İcra Müdürlüğü’nce alınan 18.03.2014 tarihli inşaat mühendisi bilirkişi raporunda ise, taşınmaza dökülen 738 kamyon hafriyatın taşınmazdan kaldırılması bedelinin değerlendirme tarihi olan 28.10.2010 tarihi itibari ile taşınmaza verilen zarardan daha fazla olduğu, taşınmazdaki hafriyatın kaldırılması sonrası taşınmazın eski hale getirilmesinin mümkün olmadığı, taşınmazın teraslama yapılmak sureti ile kullanılabilir hale geleceği ve hafriyatın kaldırılması sureti ile elatmanın önlenmesine karar verilemeyeceğinin tespit edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, bahsi geçen elatmanın önlenmesi davası sonucunda verilen kararın infazının ilamın icrası yolu ile sağlanamadığının dosya kapsamındaki icra dosyası ve inşaat bilirkişisi raporu ile tespit edildiği ve davacıların maliki olduğu taşınmazı kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisinin davalıların hafriyat dökerek engellediği ve taşınmazın kullanılamaz durumda olduğu ortada iken, elatmanın önlenmesinin icra yolu ile sağlanabileceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Yargıtayın ve Dairemizin yerleşmiş uygulamaları gereğince, tapu maliki davacılar eski hale getirme bedeli talebinde bulunduğunda, taşınmaz bedelinin eski hale getirme bedelinden fazla olması ya da eski hale getirilmesinin imkansız olması durumunda, Mahkemece tespit edilen eski hale getirme bedeli veya dava konusu taşınmazın dava tarihindeki rayiç bedelinden hangisi daha düşük ise, o bedelin davalıdan alınarak tapu maliki olan davacıya verilmesine hükmedilmesi gerekir. O halde, yapılması gereken iş, asıl davadaki talep ile birleşen davadaki taleplerin bir arada değerlendirilmesi gerektiği hususu da nazara alınarak, dava konusu taşınmazın ve eski hale getirme bedelinin, eldeki dosyada, elatmanın önlenmesi dosyasında ve icra dosyasında alınan tüm bilirkişi raporları ve aralarındaki çelişkilerin bütün halinde değerlendirilerek, gerekir ise mahallinde yeniden keşif yapılarak, taşınmazın ve eski hale getirme bedelinin tespit edilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi olmalıdır. Tüm bu hususlar düşünülmeden, yazılı şekilde karar verilmesi yanlış olup, Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle HMK’nin 371.maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 1. bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının reddine, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine, karardan bir suretin de İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 01.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.