YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/316
KARAR NO : 2021/4646
KARAR TARİHİ : 02.06.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Alacak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili; tarafların dava konusu taşınmazlarda paydaş olmalarına rağmen taşınmazların tamamının kullanımının davalıda olduğunu bildirerek vekil edenleri lehine ecrimisile karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile; dava edilen dönemlere (2005, 2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarına) ait toplam ecrimisil bedeli olan 13.422,39 TL’nin her yıla ait tahakkuk tarihinden (30 Eylül tarihinden) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmiş olup; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; ecrimisil istemine ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. HMK’nin 297/2. maddesi gereğince; Mahkemece verilen hüküm ile taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bu maddeye göre; hüküm fıkrasının çok açık olması, infazı sırasında tereddüt yaratmayacak şekilde taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların tek tek belirtilmesi gerekir. Aksi halde, hükmün icrası sırasında şüphe ve tereddütlerin doğmasına ve ilamın infaz edilememesine neden olur.
Somut olayda, davacılar vekili, dava dilekçesinde, talep edilen ecrimisil alacağının işgal tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiş, Mahkemece hüküm fıkrasında, hüküm altına alınan miktarın ne kadarlık kısmının hangi döneme ait olduğu, hangi miktara hangi tarihten itibaren faiz işletileceği açıkça belirlenmemiştir. Bu durumda, Mahkemece kurulan hükmün infaza elverişli olduğunu söyleyebilme imkanı bulunmamaktadır.
O halde Mahkemece yapılması gereken iş, hangi dönem için kaç lira ecrimisilin tahsili gerektiğinin ve buna göre faizin başlama tarihinin, diğer bir deyişle dönem sonlarının hükümde açıkça belirtilmesi olmalıdır.
Tüm dosya kapsamı incelendiğinde; 25.06.2014 tarihli bilirkişi raporunda hangi dönem için ne kadar ecrimisil istenebileceğinin belirlendiği; ancak, Mahkemece bu belirlemenin hükme yansıtılmadığı görülmüş; dönemlerin bilirkişi raporunda belirlenmesi sebebi ile bu husus bozma sebebi yapılmamış, hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 2 nolu bentte açıklanan sebepler ile Yerel Mahkeme hükmünün 1 nolu “Dava konusu taşınmazların dava edilen dönemlere (2005, 2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarına) ait toplam ecrimisil bedeli olan 13.422,39 TL’nin her yıla ait tahakkuk tarihinden (30 Eylül tarihinden) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine (her bir davacı için 1/3 oranında olacak şekilde)” bendinin hükümden çıkartılmasına, yerine 1 nolu bent olarak “Dava konusu taşınmazların 2005 yılı için hesaplanan 3.570,39 TL ecrimisil bedelinin 30.09.2005 tarihinden itibaren, 2006 yılı hesaplanan 2.206,11 TL ecrimisil bedelinin 30.09.2006 tarihinden itibaren, 2007 yılı için hesaplanan 2.867,94 TL ecrimisil bedelinin 30.09.2007 tarihinden itibaren, 2008 yılı için hesaplanan 2.206,11 TL ecrimisil bedelinin 30.09.2008 tarihinden itibaren, 2009 yılı için hesaplanan 2.571,84 TL ecrimisil bedelinin 30.09.2009 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine (her bir davacı için 1/3 oranında olacak şekilde)” eklenmesine; hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’un 438/7. fıkrası gereğince düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının (1) nolu bentte açıklanan sebeplerle reddine, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 02.06.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.