Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2020/185 E. 2021/4637 K. 02.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/185
KARAR NO : 2021/4637
KARAR TARİHİ : 02.06.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil, Tazminat, Eski Hale Getirme

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece; asıl dosyada davanın kısmen kabulüne, birleşen dosyada davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacılar … ve … vekili asıl dosya dava dilekçesinde, müvekkillerinin paydaşı olduğu 103 ada 36 ve 33 parsel sayılı taşınmazların davalı şirket tarafından işgal edildiğini, taşınmazların bir kısmının kullanılamaz hale geldiğini ve armut ağaçlarının kesildiğini belirterek şimdilik 7.000,00 TL ecrimisil ve taşınmazdan oluşan zarar bedeli, 1.000,00 TL ağaç bedelinin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacılar Çavuş Karaman ve Ali Şükran Karaman vekili birleşen dosya dava dilekçesinde, müvekkillerinin paydaşı olduğu 103 ada 36 ve 33 parsel sayılı taşınmazların büyük bir kısmının 2009 yılında davalı şirket tarafından işletilen taş ocağından moloz yığınları dökmek, makineleri koymak, araçlarla harfiyat taşımak sureti ile haksız olarak işgal edildiğini, yine bu dönemde davalının taş ocağında dinamit patlatmak ve taşınmazların bir kısım yerlerini kazımak suretiyle de tahrip ettiğini, davalının ocağın işletilmesi sırasında müvekkillerine ait 30-40 yaşlarında armut ağacını ve 30-40 yaşlarında 1 adet dut ağacını kestiklerini, ayrıca taşocağında gerçekleştirilen dinamit patlatmalarında ve meydana gelen aşırı tozlanma nedeni ile 30-40 yaşlarında 15 adet armut ağacının kuruyarak verim vermez hale geldiğini belirterek 11.728,30 TL ağaçlara verilen zarar, 768,83 TL 33 parsel sayılı, 645,30 TL 36 parsel sayılı taşınmazların tahrip olması nedeni ile meydana gelen zarar, 6.433,95 TL 33 parsel sayılı taşınmaz, 2.496,39 TL 36 parsel sayılı taşınmazlarda meydana gelen bir yıllık verim kaybı olmak üzere toplam 21.908,64 TL tazminattan müvekkilleri payına düşen 8,750,00 TL verim kaybı, ağaç bedeli ve eski hale getirme bedelinin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili asıl ve birleşen dosyada, müvekkili şirketin çalıştığı dönemde kendisine herhangi bira talepte bulunulmadığını, müvekkili şirketten sonra başka şirketlerin taşocağında çalıştığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, asıl dosyada davanın kısmen kabulü ile her bir davacı için 2.345,66’şar TL zarar gören ağaç bedelinin, her bir davacı için 203’er TL eski hale getirme bedelinin, davacı … için 3.511,60 TL ecrimisilin tahsiline, birleşen dosyada davanın kabulü ile 8.750,00 TL tazminatın davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Asıl dosyada dava, ecrimisil, taşınmazın tahrip edilmesi nedeniyle tazminat ve ağaç bedeli istemine, birleşen dosyada dava, taşınmazların tahrip edilmesi nedeniyle tazminat, verim kaybı, ağaçlara verilen zarar istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 103 ada 33 parsel ve 103 ada 36 parsel sayılı taşınmazın kayden davacılara 1/5’er hisse ile ait olduğu, 103 ada 36 parsel sayılı taşınmazda yapılan yenileme çalışmaları sonucunda 16.01.2014 tarihinde ifraz edilerek 103 ada 46 parsel ve 103 ada 47 parsel sayılı taşınmazların oluştuğu, 46 parselin yol olarak Karayolları Genel Müdürlüğü adına kaydedildiği, 103 ada 47 parselin kayden davacılara 1/5’er hisse ile ait olduğu anlaşılmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki, HMK’nin 26/1.maddesi; “Hakim, tarafların talep sonuçları ile bağlıdır, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre talep sonucundan daha azına karar verebilir.” hükmünü içermektedir. Davacılar vekili asıl dosya dava dilekçesinde ecrimisil, taşınmazın tahrip edilmesi nedeniyle tazminat ve kesilen ağaç bedellerinin tahsiline karar verilmesini talep etmiş, asıl ve birleşen dosyada da 106 ada 35 parsel yönünden talepte bulunmamışlardır. Mahkemece davacıların talepleri aşılarak; asıl dosyada her bir davacı için ayrı ayrı 203 TL eski hale getirme bedelinin tahsiline karar verilmiş, hem asıl dosya hem de birleşen dosyada 103 ada 35 parsel yönünden de değerlendirme yapılan bilirkişi raporları hükme esas alınmıştır. Mahkemece taleple bağlılık kuralı gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken zuhul ile talepten fazlasına hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
Öte yadan; davacılar vekili birleşen dosya dava dilekçesinde, asıl dosyada alınan bilirkişi raporuna atıf yapmak suretiyle verim kaybı bedelinin tahsiline karar verilmesini talep etmiş ise de atıf yapılan bilirkişi raporunda belirlenen bedelin verim kaybı değil ecrimisil bedeli olduğu anlaşılmaktadır. Verim kaybı, zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar), ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup davacılar vekiline dava dilekçesi açıklattırılmak suretiyle talep netleştirilmelidir.
Kaldı ki davalı vekili, taşocağının müvekkili şirket tarafından 2009 yılında işletildiğini savunmuş, dosyaya kazandırılan Karayolları Genel Müdürlüğüne ait cevaplardan 2009 yılında davalı şirketin, 2010 ve 2011 yıllarında dava dışı şirket/şirketlerin taşocağında faaliyette bulunulduğunun bildirildiği ve projeye ait belgelerden davalı şirket tarafından işe 08.06.2009 tarihinde başlanıp, geçici kabulün 05.09.2011 tarihinde yapıldığı, ve ekte yer alan hakediş raporlarının 16.09.2011 uygundur tarihli olduğu anlaşılmaktadır. Davalı şirketin taşocağını işletirken dava konusu taşınmazları haksız işgal ettiği dosya içeriği ile sabittir.Ne var ki; taşocağını hangi tarihler arasında işlettiği, bir diğer değişle taşınmazın hangi dönemlerde haksız işgalinde bulundurduğu, taşınmaza verdiği zararın nev’i, ağaçların davalı tarafından kesilip kesilmediği, ağaçların kimlere ait olduğu net bir şekilde belirlenmemiştir. Bu durumda davalı şirketin dava konusu taşınmazı kullandığı dönem ve izah edilen hususlar şüpheden uzak şekilde belirlenip, belirlenen dönem için taleplerin değerlendirilmesi gerekirken bu belirleme yapılmadan hüküm kurulması doğru değildir.
Bir diğer husus ise, Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı yürürlükten kaldırılan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388. maddesi ile bunun karşılığı olarak düzenlenen ve 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/2. maddesinde belirtilmiştir. Buna göre hüküm, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kapsar. Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Birleşen dosya dava dilekçesinde tazminat adı altında birden fazla talep yer almakta olup birden fazla da davacı vardır.Ancak mahkemece 8.750,00 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine denmekle hangi taleplerin kabul hangi taleplerin reddedildiği belirtilmediği gibi hangi davacı yönünden ne kadar tazminata karar verildiği de belirtilmemiştir.İzah edilen hususlar gözetilmeden infazda tereddüt yaratacak şekilde hüküm oluşturulması da doğru görülmemiştir.
O halde, Mahkemece, yukarıda izah edilen hususlar üzerinde durularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik araştırmaya dayalı ve yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’nın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/1 maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 02.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.