Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2017/9367 E. 2021/7788 K. 05.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/9367
KARAR NO : 2021/7788
KARAR TARİHİ : 05.10.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Sahte belge düzenleme

Sanığın yokluğunda verilen hükmün, dosyada bilinen en son adresi olan sorguda beyan ettiği adresine çıkartılan ve iade edilen tebligattan sonra mernis adresine Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi uyarınca tebliğ yapılması, bunun mümkün olmaması halinde ilanen tebligat yapılması yerine daha önce adli mercilerce bu adrese usulüne uygun tebligat yapılmamış olmasına rağmen 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre yapılan tebliğin usulsüz olduğu anlaşılmakla, sanığın öğrenme üzerine verdiği temyiz dilekçesinin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
A) 2008 takvim yılında sahte fatura düzenleme suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz incelenmesinde;
Sanığa yüklenen “2008 takvim yılında sahte fatura düzenleme” suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının, suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla sanığın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen olağanüstü dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddesi uyarınca DÜŞMESİNE,
B) 2009, 2010 ve 2011 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz incelemesine gelince;
Sanığın savunmasında, suçlamaları kabul etmediğini, Satılmış Kesen isimli akrabasının şirketi kendi üzerine kurdurduğunu, ancak kendisinin şirkette işçi olarak çalışmaya devam ettiğini, düzenlenen faturalardan haberdar olmadığını beyan etmesi karşısında, maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek biçimde belirlenmesi bakımından;
1) 2009, 2010 ve 2011 takvim yılına ilişkin sahte fatura asılları temin edilerek sanığa gösterilip yazı ve imzaların kendisine ait olup olmadığının sorulması, kendisine ait olmadığını veya Satılmış Kesen’e ait olduğunu söylemesi halinde; ismi bildirilen kişinin tanık olarak çağrılması, duruşmada çekilme hakkı hatırlatıldıktan sonra faturalar gösterilerek yazı ve imzaların kendisine ait olup olmadığının sorulması,
2) Tanığın da faturalardaki yazı ve imzaların kendisine ait olmadığını söylemesi halinde sanık ve bu kişiden temin edilecek yazı ve imza örnekleri ile faturalardaki yazı ve imzaların kime ait olduğu hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılması,
3) Faturalardaki yazı ve imzaların sanık ya da tanığa ait olmadığının anlaşılması halinde,
a) Faturaları kullandığı belirlenen mükellefler hakkında karşıt inceleme raporu düzenlenip düzenlenmediğinin ilgili vergi dairesinden sorulması, düzenlenmiş ise onaylı örneklerinin getirtilmesi,
b) Aynı mükellefler hakkında dava açılıp açılmadığının araştırılması, dava açılmış ise dosyalarının getirtilip incelenerek ilgili belgelerin onaylı örneklerinin dosyaya alınması,
c) Faturaları kullanan şirket yetkilileri veya kişilerin tanık sıfatıyla duruşmaya çağrılarak CMK’nin 48. maddesi uyarınca çekinme hakları hatırlatıldıktan sonra sözü edilen faturaları hangi hukuki ilişkiye dayanarak kimden aldıkları, sanığı tanıyıp tanımadıkları ve faturaların düzenlenmesi konusunda sanığın bir iştiraki bulunup bulunmadığının sorulması,
Sonucuna göre tüm deliller birlikte tartışılarak sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile mahkûmiyet hükümleri kurulması,
4) Kabule göre de;
a) Aynı takvim yılı içerisinde birden fazla sahte fatura düzenleme eyleminde zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği, dosya kapsamından düzenlenen faturaların tarihlerinin tespit edilemediği anlaşılmakla; fatura tarihleri belirlenerek zamanaşımı hükümlerinin değerlendirilmesi ve faturaların farklı tarihlerde mi yoksa aynı tarihte mi düzenlendiğinin tespit edilmesi ile buna göre zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmamasının değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
b) 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, 05/10/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.