YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/5329
KARAR NO : 2013/12230
KARAR TARİHİ : 16.12.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Rüşvet almak ve vermek
…
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Ceza Genel Kurulunun 12/02/2008 günlü 2007/9-230 Esas, 2008/23 sayılı Kararı gereğince sanıklar …, …, …, …, …, …, … ve … müdafiileri ile sanıklar … ve …’in duruşmalı inceleme taleplerinin sonuç ceza miktarı itibarıyla 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 318. maddesi uyarınca reddine,
Başvuru kapsamına göre incelemenin, tüm hükümlere yönelik katılan vekilinin, vekalet ücretine yönelik sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, …,
…/…
-2-
…, …, …, … müdafiin ve haklarında mahkumiyet hükmü kurulan sanıklar müdafiilerin temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak ve duruşmasız yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/5. maddesinde yer alan “Beraet eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanıklar yararına Hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir.” biçimindeki düzenleme ile Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 16/10/1978-2/324-350 sayılı Kararında belirtildiği üzere, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, vekalet ücretinin tayininde esas ilke olarak sanıkların adedi ya da sanığın birden çok suç işlemiş olmasını değil, usulünce açılan ve avukat tarafından takip edilen davaların adedini esas almış ve taraflara yükletilecek avukatlık parasının her dava için ayrı ayrı verilmesini öngörmüş olması karşısında, ayrı ayrı dava açılmadıkça ücreti vekaletin de ayrı ayrı tayin ve takdirinin mümkün bulunmadığı nazara alınarak kendilerini aynı vekille temsil ettiren ve beraetlerine karar verilen sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … yararına tek vekalet ücretine hükmedilmesinde, ayrıca hayatın olağan akışı, olayların oluş biçimi karşısında haklarında mahkumiyet kararı verilen aynı trafik ekibindeki sanıklarla birlikte hareket ederek menfaat temin ettikleri anlaşılan … ve …’ın sorumlu tutulup cezalandırılmalarında isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamede yer alan bu yöndeki bozma düşüncelerine iştirak edilmemiş, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30/03/2010 tarih ve 2009/5-167-2010/70 sayılı Kararında da açıklandığı üzere; icbar suretiyle irtikap suçunda mağdurun iradesini baskı altında tutmaya elverişli olmak koşuluyla, doğrudan doğruya veya dolaylı biçimde yapılan her türlü zorlayıcı hareketin icbar kavramına dahil olduğu, manevi cebirin, belli bir şiddete ulaşması, ciddi olması, mağdurun baskının etkisinden kolaylıkla kurtulma olanağının bulunmamasının gerektiği, aşamalardaki beyanlar ve olayın oluş şekline göre sanıkların öğreti ve uygulamada kabul edildiği üzere yasanın öngördüğü anlamda icbar boyutuna varan bir davranışlarının bulunmadığı, bu itibarla irtikap suçunun yasal unsurunun oluşmadığı, Denizli Emniyet Müdürlüğü Bölge Trafik Denetleme Şube Müdürlüğüne bağlı olarak görev yapan trafik polisi sanıkların haklarında beraet kararı verilen ve yolcu taşımacılığı yapan sanıklardan değişik zamanlarda değişik miktarlarda para, gazete, leblebi almaları eylemlerinin, TCK’nın rüşveti tanımlayan ve 05/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun ile değişiklik yapılıncaya kadar yürürlükte kalan 252/3. maddesinde “Rüşvet, bir kamu görevlisinin, görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır.” denilerek sadece nitelikli rüşvete yer verildiği, kamu görevlisi sanıkların yapmamaları gereken bir işi yapmak veya yapmaları gereken bir işi yapmamak için menfaat temin ettikleri hususunun dosya kapsamına göre netleştirilemediği ve kamu görevlisinin yapması gereken bir işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlanmasının (05/07/2012 tarihine kadar) rüşvet suçu kapsamında bulunmadığı …/…
-3-
anlaşılmakla, trafik polisi olan sanıkların eylemlerinin suç tarihlerinde yürürlükte bulunan ve lehlerine olması nedeniyle uygulanması gereken TCK’nın 257/3, 43/1. maddelerinde düzenlenen zincirleme şekilde görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama, haklarında beraet hükmü kurulan diğer sanıkların eylemlerinin ise bu suça iştirak niteliğinde olduğu gözetilip, orantılılık ilkesi ve sanıkların işledikleri eylemlerin sayısı, süre, kasıt yoğunluğu ayrı ayrı gözetilerek TCK’nın 3 ve 61. maddeleri gereğince hükmolunacak cezaların bireyselleştirilmesi suretiyle mahkumiyet hükümleri kurulması gerekirken dosya kapsamı ve oluşa uygun düşmeyen gerekçelerle kamu görevlisi sanıklar haklarında irtikap suçundan mahkumiyet, diğer sanıklar haklarında ise beraet hükümleri kurulması,
Kabule göre de;
Sanıklar …, …, …, …, …, …, … ve … haklarında hükmolunan cezadan TCK’nın 62. maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılırken 8 yıl 2 ay 12 gün hapis yerine 8 yıl 2 ay 22 gün hapis şeklinde fazla cezalar tayini,
İrtikap kabul edilen eylemlerde mağdur adedince suç oluştuğu gözetilmeden yazılı şekilde zincirleme tek bir suçtan hüküm tesisi,
6352 sayılı Yasanın 86. maddesi ile eklenen TCK’nın 250/4. maddesi gereğince her olayda mağdurların ekonomik durumu ile sağlanan menfaatin değeri dikkate alınarak sanıkların ayrı ayrı hukuki durumlarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Suçu 5237 sayılı Yasanın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işleyen sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … haklarında 53/5. maddesi uyarınca “cezanın infazından sonra işlemek üzere hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar “53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kullanmalarının yasaklanmalarına” karar verilmesi yerine, öngörülen yasaklamanın suç sırasındaki görevleriyle sınırlı tutularak yasal ve yeterli gerekçe de gösterilmeden yazılı şekilde ceza müddeti kadar cezanın infazından sonra işlemek üzere sadece “memuriyet görevine ilişkin hak ve yetkilerin kullanılmasının yasaklanmasına,” şeklinde hak yoksunluklarına karar verilmesi,
Kanuna aykırı, katılan vekili ve haklarında mahkumiyet hükmü kurulan sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 16/12/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.