YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/19409
KARAR NO : 2013/3965
KARAR TARİHİ : 05.03.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Bilişim Sistemleri, Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanıkların çalışmakta olduğu … Sağlık Ürünleri şirketine ait gazete ilanını gören katılanın, ilaç temin etmek amacıyla ilanda yazılı olan irtibat numarasını aradığı, bu telefon hattının başkasından haksız olarak ele geçirilmiş kimlik bilgilerine göre alınmış olduğu, katılanla telefonda görüşen sanık …’nın ilaç bedeli olarak 160 TL istediği ve parayı göndermesi için kendisine ait posta çeki hesap numarasını verdiği, katılanın, istediği ilacın gönderilmemesi üzerine tekrar aynı numarayı arayarak sanık …’ya ilacı almaktan vazgeçtiğini söylediği ve parasının iade edilmesini istediği, sanık …’nın bir yanlışlık olduğunu, parasını geri iade edeceğini söyleyerek katılanı … Bankasına ait bir bankamatiğe yönlendirdiği, telefonda verdiği talimatlarla katılanın diğer sanığın banka hesabına 400 ve 850 TL’lik para transferi yapılmasını sağladığı sabit olmakla bankayı aracı kılmak suretiyle dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanıkların elde ettikleri haksız menfaat miktarı belli olduğundan, 5237 Sayılı TCK’nın 158/1.f maddesi uyarınca adli para ceza tayininde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenmesi gerektiği gözetilmeksizin sanıklara eksik ceza tayini, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık … müdafii ve sanık …’in yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 05.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.