YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/482
KARAR NO : 2013/13840
KARAR TARİHİ : 24.09.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık hakkında hükmolunan ceza miktarına nazaran, duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 318. maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de;“Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de,birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının,özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin,kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler,internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek … gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanığın IP numarası kendisine ait olan bilgisayar aracılığıyla katılanın arkadaşı olan …’a ait elektronik posta adresi olan “msn” iletişimin adresine girerek bu adresten katılana mail atmak suretiyle onunla görüştüğü, katılana kendisini … olarak tanıtıp mail yoluyla kontör istediği, katılanın iki adet 100’lük kontör şifresini gönderdiği, bu kontörlerin sanık adına kayıtlı telefon hattına yüklendiği, katılanın daha sonra … ile görüşmesi sonucu …’in mail adresinin başkalarınca ele geçirildiğini ve …’in kontör istemediğini öğrendiği somut olayda; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi için,
İnternet cafe sahibi olan sanığa ait işyerin de kullanılan bilgisayar ile katılandan internette görüşülüp kontör istendiğinin anlaşılması nedeniyle iki adet 100 kontörlük kartın şifresinin sanık adına kayıtlı … numaralı telefona yüklenerek kullanıldığı, sanığın tüm aşamalarda üzerine atılı suçu kabul etmediği ve… numaralı hattın kendisine ait olmadığını savunması karşısında;… numaralı hatta ait dosya içerisinde bulunan Abonelik Sözleşmesi altındaki imzanın sanığa ait olup olmadığına yönelik sanığın suç tarihinden önce başka amaçlarla atılmış bol miktarda samimi imzalarını içeren belgelerin
resmi kurumlardan getirtilerek, Adli Tıp Kurumu Fizik/Grafoloji İhtisas Dairesinden rapor alındıktan sonra ve gerekirse sanığın bu telefonla görüşme yaptığı tespit edilen … …ve …’ın tanık sıfatıyla dinlenip olaya ilişkin bilgi ve görgüleri belirlenip sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre;
Sanığın elde ettiği haksız menfaat miktarı belli olduğundan, 5237 sayılı TCK’nın 158/1-f maddesi uyarınca adli para ceza tayininde tespit olunacak temel gün adli para cezasının suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenmesi gerektiği gözetilmeksizin eksik ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.