YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/11652
KARAR NO : 2013/13874
KARAR TARİHİ : 24.09.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, Yaralama, Tehdit, Hakaret
HÜKÜM : Mahkumiyet-Beraat-Ceza verilmesine yer olmadığına
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1)Katılan sanık … hakkında … …’e karşı yaralama, katılan sanık … hakkında …’a karşı yaralama, katılan sanık … hakkında …’a karşı yaralama, katılan sanık … hakkında Dönüş’e karşı yaralama, katılan sanık … hakkında …’e karşı yaralama, katılan sanık … hakkında mala zarar verme suçlarından kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Hükmolunan cezanın miktar ve türüne göre hükmün 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 5219 sayılı Kanun’un 3-B maddesi ile değişik 1412 sayılı CMUK’nın 305/1. maddesi gereğince hüküm tarihine göre, temyizi mümkün olmadığından sanığın bu suçtan kurulan hükme yönelik temyiz isteğinin aynı kanunun 317. maddesi gereğince REDDİNE,
2)Katılan sanık … hakkında Senem’e karşı tehdit,katılan sanık … hakkında …’a karşı hakaret, katılan sanık … hakkında … …’e karşı yaralama,katılan sanık … hakkında …’e karşı hakaret suçlarından kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde;
Tehdit, bir kimsenin başkasını,kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin,onun iç huzurunu bozmaya,onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi, verileceği
söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır.
Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Katılan … ile katılan sanık …’in evli oldukları ancak boşanma aşamasında olduklarından katılan …’in babası olan katılan sanık …’ın yanında kaldığı, katılan sanık …’in katılan …’i arayarak babası ve abisini döveceğine dair tehdit edip çocuklarını görmek için eve geldiği, sonrasında taraflar arasında tartışma çıktığı, bu tartışma sırasında tarafların birbirlerini yaralayıp hakaret ettikleri şeklinde gerçekleştiği iddia edilen olayda; katılan sanık …’in katılan …’i tehdit ettiğine ve katılan sanık …’in … …’i yaraladığına ilişkin delil elde edilemediğine, katılan sanık …’in …’a karşı ve katılan sanık …’in …’e karşı hakaret suçlarını haksız bir harekete karşı işlediklerine ilişkin mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Hükmüm 4. fıkrasının a bendinde sanığın … … yerine …’in yazılmış olması mahallinde düzeltilebileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; katılan ve katılan sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 24.09.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.