Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/14011 E. 2012/38093 K. 30.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/14011
KARAR NO : 2012/38093
KARAR TARİHİ : 30.05.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; katılan …’in evlenmek istediğini bilen …’ın telefonla katılanı arayarak bir kadın bulduğunu, tanıştırayım dediği, 3-4 gün sonra …adıyla kendini tanıtan sanık … …ın telefonla katılanı aradığı, tanışmak istediğini söylediği, Balıkesir ilinde tren istasyonunda buluşmak üzere sözleştikleri, sanık …’ün yanında Kamil ismiyle kendini tanıtan sanık …’ün boşandığı eşi olan sanık … olduğu halde katılan ve tanık … ile buluştukları, Balıkesir ilinde lokantada konuştukları, 15 gün sonra evlenmek üzere anlaştıkları, aynı gün birlikte İvrindi ilçesine geldikleri, katılanın sanık …’e kuyumcu dükkanından 980,00 TL değerinde bilezik, küpe ve yüzük aldığı, daha sonra İvrindi pazarında alışveriş yaptıkları sırada sanık …’ün yoğurt al bahanesiyle katılanı gönderdiği ve bu bahaneyle altınlarla birlikte kaçtığı, sanık …’nın ise altın alışverişi yapılacağı sırada arkadaşını ziyaret edeceği bahanesiyle ayrıldığı şeklindeki olayda dolandırıcılık suçunun oluştuğuna dair kabulde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Her iki sanık temyiz dilekçesine ekledikleri PTT havale makbuzu ile suça konu zararı kovuşturma başladıktan ve hüküm verilmeden önce giderdiklerini beyan etmeleri karşısında, bu hususun araştırılarak sanıklar hakkında TCK.nın 168. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmasında zorunluluk bulunması,
2-5237 sayılı TCK’nun 53.maddesinin uygulanması sırasında; “a, b, d ve e” bentlerinde belirtilen hakların, mahkum olunan hapis cezalarının infazı tamamlanıncaya kadar, (c) bendindeki haklarının ise koşullu salıverilmeye kadar kullanamayacağına” karar verilmesi yerine, “53/1.maddesinde belirtilen hakları kullanmaktan hapis cezalarının infazının tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” karar verilmesi,
3-Sanıklar hakkında belirlenen temel gün adli para cezasının, para cezasına çevrilmesi sırasında uygulanan yasa maddesinin gösterilmemesi suretiyle, CMK.nun 232/6.maddesine aykırılık oluşturulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan,hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 30.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.