YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/816
KARAR NO : 2013/14309
KARAR TARİHİ : 30.09.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanıkların, fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek oto galeri işi yapan katılanları dolandırmaya karar verdikleri, sanıklardan …’ın kendisini…olarak, diğer sanık …’ın da … olarak tanıtmak suretiyle, 34 BM 1155 plakalı aracı 30.000 TL’ye katılanlara satmak için satış yetkisi içeren vekaletname verdikleri, sanık …’ın, … isimli kişi adıyla sahte bir nüfus cüzdanı çıkardığı, bu sahte nüfus cüzdanı ile … 20. Noterliği’ne müracaatta bulunup, 11/08/2005 tarih 30193 yevmiye nolu vekaletnameyi tanzim ettikleri, sanık … savunmasında, vekaletnameyi diğer sanık …’in düzenlettirerek kendisine verdiğini ifade etmiş ise de, sanık …’ın üzerinde kendi fotoğrafı ve …’ın kimlik bilgileri yer alan vekaletnameye bizzat imza attığı, daha sonra, katılanların, trafik tescil bürosuna gidip araç üzerinde haciz bulunup bulunmadığını öğrenmek istediklerinde durumun ortaya çıktığı, yapılan incelemede; aslında aracın motor ve şasisinin 34 UC 2151 plakalı bir minübüse ait olduğu, motor ve şasi numarasının sahte olduğunun tespit edildiği, bu şekilde her iki sanığın birlikte hareket ederek…kimlik bilgileriyle noterlikte vekaletname tanzim ettirip katılanlara change araç sattıkları; katılanların ve sanık …’ın, sanık …’ı kesin bir şekilde teşhis ettikleri, böylece sanıkların resmi belgede sahtecilik ve kamu kurumunun aracı kılınması suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda;
1-Resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz incelemesinde;
Sanık ve katılan beyanları, vekaletname, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre suçların sanık tarafından işlendiği gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Sanıkların, öncelikle…adına sahte nüfus cüzdanı düzenledikleri, daha sonra, yine resmi bir belge olan noterde vekaletname düzenledikleri, böylece değişik zamanlarda, aynı suç işleme kararıyla kanunun aynı hükmünü birden fazla ihlal ettikleri dikkate alınarak, 5237 sayılı TCK’nın 43/1 maddesi kapsamında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden eksik ceza tayin edilmesi ve tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık … hakkında, 5237 sayılı TCK’nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi hususları, hususu aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ayrı ayrı ONANMASINA,
2-Nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen,Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi,basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanık ve katılan beyanları, vekaletname, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre suçların sanık tarafından işlendiği gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Noterlik bir kamu hizmeti olmasına rağmen, 5237 Sayılı TCK’nın 158/1-d maddesinde belirtilen kamu kurumu niteliğinde olmaması karşısında, eylem, 5237 sayılı TCK’nın 158/1-d maddesi kapsamında kalmasa da, sanıkların, vekaletname düzenlerken, yine aynı madde kapsamında kamu kurumu olun nüfus müdürlüğünün maddi varlığı olan nüfus cüzdanını kullanarak suçu işlemiş olmaları nedeniyle, sonuç ceza değişmediğinden; tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık … hakkında, 5237 sayılı TCK’nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi hususları, hususu aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanıkların yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanıklara fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkralarından, adli para cezalarının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla “60 gün”, “50 gün” ve “1.000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “4 gün”, “80 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle hükümlerin ayrı ayrı DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 30/09/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.