YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/16808
KARAR NO : 2012/41842
KARAR TARİHİ : 20.09.2012
MAHKEMESİ :Ağır ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, katılanı telefonla arayarak meçhul kişilerce çalınan aracının kendisinde olduğunu söyleyip, kendisine 500 TL getirdiği takdirde otoyu iade edeceğini söylediği, …’ün diğer sanık … adına da hareket ederek aracılık ettiği, daha sonra başka bir plaka takılmış olan oto ile sanık …’ün para tesliminin yapılacağı yerde görevli ekiplerce yakalandığı, bu şekilde her iki sanığın dolandırıcılık suçuna kalkıştıkları iddia edilerek cezalandırılmaları istemiyle haklarında kamu davası açılmış ise de, Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 06/01/2006 tarih, 2006/302 soruşturma; 2006/22 K. sayılı yetkisizlik kararında sanıklar hakkında hırsızlık suçundan suça konu araçla ilgili olarak dava açıldığının belirtilmesi karşısında, bu davanın akıbeti araştırılarak derdest ise birleştirilmesi; karara bağlanmış ise kesinleşmiş karar örneğinin getirilmesi ve sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken eksik araştırmayla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 20.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.