Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/17110 E. 2012/43282 K. 11.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/17110
KARAR NO : 2012/43282
KARAR TARİHİ : 11.10.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın, daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan CMK’nun 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun olmaması nedeniyle sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede :
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır.Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın şikayetçiye yaklaşıp, az önce birlikte göründükleri kızın akrabası olduğunu belirtip, kız ile olan ilişkilerinin boyutunu öğrenmek amacıyla yüzleştirme yaptıracağını söylemesi ve bu amaçla kızı çağırmak için müştekiden cep telefonu istemesi, aldıktan sonra da bir numarayı araması veya aramış gibi yapması bu arada bir bahane
İle olay yerinden uzaklaşması fikrinde gerçekleşen ve sabit kabul edilen eyleminin dolandırıcılılık suçunu oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre , sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine ancak;
1-Hapis cezası altı sınırdan tayin olduğu halde aynı gerekçe ile adli para cezasına esas alınan tam gün sayısının alt sınırın üzerinde belirlenerek çelişkiye düşülmesi,
2-TCK’nun 53/2.maddesi hükmü nazara alındığında; aynı maddenin 1.fıkrasının a ile e bendlerinde belirtilen hakları kullnmaktan, 3.fıkra hükmü de gözetilerek, yoksun bırakılması gerekirken sadece (b) bendinde belirtilen haklardan yoksun bırakılmasına hükmolunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde bulunduğundan hükmün, 5320 sayılı yasanın 8/1 maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak; bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden CMUK’nun 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasının 1.paragrafında yer alan “30” 2.paragrafında yer alan “600,00” rakamının çıkartılarak yerlerine sırasıyla “5” ve “100” rakamının yazılması ve “TCK’nın 53/1-b maddesinin uygulanmasına ilişkin paragrafın tamamı çıkartılarak yerine ” Sanığın,TCK’nın 53.maddesinin 1.fıkrasının(c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme, 1.fıkrada yazılı diğer haklarından ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılması paragrafı yazılmak suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 11.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.