Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/22075 E. 2013/16263 K. 31.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/22075
KARAR NO : 2013/16263
KARAR TARİHİ : 31.10.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli Dolandırıcılık, Görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır.Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir.Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanık …’nin … eczanesinin işletmecisi olduğu, sanıklar … ve …’nin bu eczanede yardımcı olarak çalıştıkları ve sanık …’in de … 2 nolu sağlık ocağında aile hekimi olarak görev yaptığı, müşteki …’ın çocuğunun karaciğer nakli olması nedeniyle raporlu olarak devamlı suretle … isimli ilaç kullandığı, olay tarihinde müştekinin
eşi tanık … tarafından söz konusu ilacın … 2 nolu sağlık ocağında görev yapan aile hekimi …’a 5 kutu olarak yazdırıldığı, ilaçları almak için … eczanesine giden tanık …’a sanık … tarafından ilacın raporda 2X8 görüldüğü halde doktorun 2X2 olarak yazdığı bu ilaçların kendilerine yetmeyeceği eğer isterse daha fazla kutu ilaç yazdırabileceğinin söylendiği, tanığın kabul etmesi üzerine sanık … tarafından yine 2 nolu sağlık ocağına gidildiği, ancak ilk reçeteyi yazan doktor … bulunamadığından sanık …’e durumun anlatıldığı ve sanık …’in de hastanın raporuna uygun olarak 3 Aylık kullanım miktarı olan 28 kutu ilacı reçeteye yazdığı, ilaçların hastanın evine gönderildiği, daha sonrasında müştekinin kızının muayene edilmesi neticesinde söz konusu ilacın kullanım dozunun düşürüldüğü bu nedenle ilaçların fazla geldiği, müştekinin sanık … ile görüşerek ellerinde kalan ilaçları almalarını söylediği, ancak sanık tarafından reçetenin işleme konulması nedeniyle reddedildiği ve bu suretle sanıklar …, … ve …’nin Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık, sanık …’in ise görevi kötüye kullanma suçunu işlediklerinin iddia edildiği somut olayda; sanıkların hastanın Özel … Hastanesi tarafından usulüne uygun olarak düzenlenmiş ilaç kullanım raporuna göre hastanın mağdur olmaması için ilaç yazdırıp hasta yakınlarına ilaçların tümünü teslim ettikleri, raporlu ağır hastalara ilişkin olarak hastanın yakınlarının başvuruları üzerine ilaç yazılmasının mümkün olduğunun anlaşılması karşısında sanıkların üzerilerine atılı suçları işlediklerine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut delil elde edilemediği, bu nedenle suçların yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçelerine dayanarak mahkeme tarafından verilen beraat kararlarında isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 31/10/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.