YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/16811
KARAR NO : 2012/37484
KARAR TARİHİ : 21.05.2012
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Ortadan Kaldırma, Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Gerekçeli karar başlığında, suç tarihinin menfaatin son olarak temin edildiği 28/09/2001 – 27/03/2002 – 04/10/2004 tarihleri olması gerekirken 03/04/2001-24/08/2001-08/06/2004 olarak yanlış gösterilmesi mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım hatası kabul edilmiştir.
1-Sanığın temyiz itirazlarına yönelik incelemede;
Sanığın yokluğunda verilip 01/12/2008 tarihinde tebliğ olunan 06/02/2008 tarihli mahkumiyet hükmüne yönelik, sanığın yasal süresi geçtikten sonra yaptığı, 15/12/2008 günlü temyiz inceleme başvurusunun, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.un 317.maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Sanığın, katılan adına bağlattığı telefonu kullanması eylemi nedeniyle kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik katılan vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’nun 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi,kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; Avukat olan sanığın müşteki …’tan dava takibi için aldığı vekaletname ile telefon tahsisi için başvurup, bürosuna kurdurduğu telefonu kullanarak ücretini ödememesi şeklinde gelişen olayda dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
3-Sanık hakkında verilen ortadan kaldırma kararına yönelik katılan vekilinin temyiz itirazlarının incelemesinde;
Avukat olan sanığın 1136 sayılı yasanın 59.maddesi gereği kovuşturma iznine tabi bulunması ve 31/07/2006 olan izin istek tarihi ile 19/06/2007 olan kovuşturma izni arasındaki izin sürecinin 765 sayılı TCK’nın 107. ve 5237 saylı TCK’nın 67.maddesi uyarınca zamanaşımını durduğu nazara alınmadan suçun gerektirdiği cezasının miktarı, nev’i ve suç tarihi itibariyle tabi olduğu 102/4 ve 104/2.maddelerine göre, hesaplanan 7 yıl 6 aylık kesintili dava zamanaşımının suç tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında gerçekleştiği gerekçesiyle ortadan kaldırılmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28/09/2001 ve 27/03/2002 olan suç tarihlerinden temyiz inceleme gününe kadar 765 sayılı TCK’nun 102/4 ve 104/2.maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık dava zamanaşımının dolduğu anlaşıldığından; 5271 sayılı CMK’nın 223/8.maddesi gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 21.05.2012 tarihinde oybirliği ile karar verilmiştir.