YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/17225
KARAR NO : 2012/43330
KARAR TARİHİ : 11.10.2012
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1- Sanık hakkında “nitelikli dolandırıcılık” suçundan verilen mahkumiyet kararının temyiz incelmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın cam ticareti yapan … Cam San. şirketinin yetkilisi katılan …’dan aldığı cam bedelleri karşılığında … Kireç Tic. Ltd.Şti adına sahte imzalı 25/12/2005 tarihli ve 7.650 TL bedelli çeki vermesi şeklinde işlemiş olduğu eylemin dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, O Yer Cumhuriyet Savcısının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2- Sanık hakkında “resmi belgede sahtecilik” suçundan verilen mahkumiyet kararının temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine ancak,
Hükümden sonra 08.02.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.un 231. maddesi uyarınca; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması;
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK. un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11/10/2012 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY:
1-Sanık tarafından ciro edilerek katılana verilen çekin sahte olarak oluşturulan çeklerden olduğu tespit edilmiştir.
Çek üzerinde birden fazla ciranta bulunmaktadır. Sanık kendisine ciro eden kişinin önceki ciranter … olduğunu, daha önceleri çek üzerinde yazılı telefon numarası üzerinden görüştüklerini beyan etmiştir.
Savcılık soruşturması sırasında … isim ve imzası altında yer alan … numaralı telefonun … isminde birisine ait olduğu adresi ile birlikte belirlendiği halde başkaca araştırma yapılmamış bu kişinin ifadesine başvurulmamıştır.
Mahkemece adı geçen kişinin temin edilmesi ve … ismi altındaki imzanın ona ait olup olmadığı konusunda araştırma yapılması yerine, duruşma sırasında o numara sanığa aratılmış ve kullanım dışı olduğunun belirlenmesi üzerine, adı geçen kişiyi duruşmada hazır etmesi için sanığa süre verilmiştir.
Sanık tarafından duruşmada hazır edilmeyince de dinlenilmesinden vazgeçilip, eksik inceleme sonucu sanığın mahkumiyeti cehetine gidilmiştir.
2-Kabule göre de;
TCK.nun 158/1-f maddesinde yazılı “bankaların aracı kılınması” tabiri doktrindeki kabul gören görüş ve yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarına göre “bankaların maddi varlığının kullanılması” olarak algılanmaktadır. Bu nedenle, ödeme yeri olarak bankanın kullanılmasında 158/1-f anlamındaki nitelikli dolandırıcılık suçunun oluşmadığı kabul edilmektedir.
Bankalar tarafından basılarak kullanıma sunulan çek yaprakları üzerinde tahribat yapılıp dolandırıcılık eylemine konu edilmesinde Yasada tanımlanan nitelikli doladırıcılık suçunun oluştuğunda şüphe yoktur.
Ancak; somut olayda çek yaprağı tümüyle sahte olarak oluşturulduğundan sahte resmi evrak tanzimi suçunu oluşturulmasına karşın, bu sahte evrak bankaya ait bir maddi varlık olmadığından suç, basit dolandırıcılık olarak değerlendirilmeli ve TCK.nun 157/1. maddesine göre uygulama yapılmalıdır.
Çünkü dolandırıcılık suçunda bankaya ait maddi varlık kullanılmayıp, sahte olarak basılan ve düzenlenen çek yaprağı kullanılmıştır.
Bu nedenlerle eksik incelemeye ve hatalı uygulamaya dayalı mahkumiyet kararının bozulması gerektiğinden sayın çoğunluk görüşüne katılmıyorum. 11.10.2012