YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/10351
KARAR NO : 2012/42610
KARAR TARİHİ : 03.10.2012
Dolandırıcılık suçundan sanık …’in, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 503/1, 522, 19, 72 ve 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun’un 4.maddeleri gereğince 3.172,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair … 7.Asliye Ceza Mahkemesinin 11/11/2005 tarihli ve 2005/146 esas, 2005/1046 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 14/06/2012 gün ve 2011/10374/35715 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27/06/2012 gün ve 2012/168009 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
1-Mahkumiyete konu suçun kanunda öngörülen cezasının nev’i ve süresine göre, hükmün verildiği 11/11/2005 ile kararın tebliğ edilerek kesinleştirildiği 24/11/2011 tarihleri arasında 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 102/4.maddesinde belirtilen 5 yıllık asli dava zamanaşımı süresinin dolmuş bulunduğu nazara alındığında, mahkemesince kesinleştirme işlemi yapılmaksızın, davanın zamanaşımı süresinin dolduğundan bahisle ek bir kararla ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde,
2-Dosya kapsamına göre, sanığın 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 503/ilk maddesi kapsamında kalan …’a yönelik eylemindeki haksız menfaat olarak kabul edilen 20.000.000 Türk Lirası ile …’a yönelik eylemindeki haksız menfaat olarak kabul edilen 130.000.000 Türk Lirası, ağır para cezası niteliğinde kabul edilmek suretiyle 765 sayılı Kanun’un 19 ve 4421 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Cezaların İnfazı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun hükümleri gereğince artırılmış ise de, 765 sayılı Kanun’un 503/ilk maddesinde yer alan “Bir kişiyi kandırabilecek nitelikte hile ve desiseler yaparak hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlayan kişiye bir yıldan üç yıla kadar hapis ve sağladığı haksız menfaatin bir misli kadar ağır para cezası verilir.” şeklindeki düzenleme gereğince, sanığın sağlamış olduğu haksız menfaat miktarı kadar ağır para cezası ile cezalandırılması gerekirken, olayda uygulama yeri bulunmayan 765 sayılı Kanun’un 19 ve 4421 sayılı Kanun hükümlerine göre artırım yapılmak suretiyle fazla ceza tayin olunmasında, isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Kanun yararına bozma talebine dayanan ihbarnamenin (1) numaralı fıkrasında ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; … 7. Asliye Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 11.11.2005 gün ve 2005/146 esas 2005/1046 sayılı kararın BOZULMASINA, aynı Kanun’un 309. maddesinin 4. fıkrasının (d) bendinin verdiği yetkiye dayanılarak verilen CEZANIN KALDIRILMASINA, ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri gereğince kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, bozma nedenine göre ihbarnamenin (2) numaralı fıkrasında yer alan talebin incelenmesine yer olmadığına dosyanın adı geçen mahkemeye iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE, 03.10.2012 tarihinde oy birliği ile karar verildi.