YARGITAY KARARI
DAİRE : Hukuk Genel Kurulu
ESAS NO : 2019/354
KARAR NO : 2022/27
KARAR TARİHİ : 20.01.2022
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
1. Taraflar arasındaki “işçilik alacağı” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Bakırköy 12. İş Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirkete ait Star Gazetesinde 08.08.2007-26.03.2014 tarihleri arasında yazı işleri müdürü olarak çalıştığını, Star Gazetesinin son zamanlarda yayın politikasındaki esaslı değişiklikler nedeniyle şerefi, şöhreti ve manevi menfaatleri ihlâl edildiğinden iş sözleşmesinin haklı nedenle feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin ücreti alacağının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabı:
5. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, birilerine yaranmak ve haksız zenginleşme amacına ulaşmak için kendisine haklı neden yaratma gayretinden öteye bir hukukî anlam taşımayan, iyi niyet kurallarına aykırı iddiaların kabul edilemeyeceğini, iş sözleşmesinin 5. maddesinde, gazetenin faaliyetlerinin, genel yayın gidişini, veçhe ve karakterini değiştirme hakkının münhasıran işverene ait olduğunun; 6. maddesinde de fikir işçisinin işverenin talep ettiği genel, siyasi, tutum ve gidişine ve karakterine, yönetimle ilgili diğer kurallara uymak yükümlülüğünde olduğunun düzenlendiğini, gazetenin kurulduğu günden itibaren sosyal/politik çizgisini değiştirmeden yayın hayatını sürdürdüğünden üniversite mezunu olan ve attığı imzanın sonuçlarını bilen davacının iş sözleşmesindeki düzenlemeye rağmen iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği iddiasının dinlenemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme Kararı:
6. Bakırköy 12. İş Mahkemesinin 19.06.2015 tarihli ve 2014/277 E., 2015/344 K. sayılı kararı ile; davacının çalışma süresinin 6 yıl 7 ay 2 gün olduğu, davalı şirketin yayın politikasında iddia edilen şekilde değişiklik olup olmadığı, söz konusu değişikliğin yerinde olup olmadığı hususlarının yoruma açık bir konu olduğu ancak işçi lehine yorum ilkesi nazara alınarak davacının şeref ve şöhretini, manevi menfaatlerini ihlâl eder derecede yayın politikasında değişiklik bulunduğunun ve 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun’un 11. maddesinin 1. fıkrasının koşullarının gerçekleştiğinin kabulü gerektiği, davacının kıdem tazminatına hak kazandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Özel Daire Bozma Kararı:
7. Bakırköy 12. İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
8. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 24.10.2017 tarihli ve 2015/30925 E., 2017/16557 K. sayılı kararı ile; davacının tüm, davalının sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra “..2-Dosya içeriğine göre Basın Kanunu’na tabi çalışan davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedip etmediğinin çözüme kavuşturulması gereklidir.
Somut uyuşmazlıkta; 08.08.2007-26.03.2014 tarihleri arasında davalı Şirkete ait gazetede haber müdürü olarak görev yapan davacı, çalıştığı gazetenin yayın politikasındaki son zamanlarda yaşanan ve gazeteci olarak şeref ve şöhreti ile manevi menfaatlerini ihlâl eden esaslı değişiklik nedeniyle iş sözleşmesini 5953 sayılı Kanun’ un 11/1.maddesine göre haklı sebeple sona erdirdiğini ve haklı istifa iradesini yazdığı veda yazısı ile kamuoyuna aynen;
“Ağustos 2007’den bu yana çalıştığım ve 4 yıldır yazı işleri müdürü olarak görev yaptığını Star Gazetesi’nden bugün itibarı ile ayrıldım. Bu kararı alma nedenim. AK Parti iktidarının, kapatma davası tehdidi altında askeri vesayete ve darbelere karşı büyük bir mücadele verdiği, AB üyeliği perspektifi ve daha demokratik bir Türkiye idealiyle büyük reformlar yaptığı dönemde kritik bir rol oynadığına inandığım ve görev yapmaktan onur duyduğum gazetemin Gezi Parkı olayları ve son olarak yerel seçim atmosferinde sözünü ettiğim bu çizgisini kaybettiğine olan inancımdır.
…’lerin, …’lerin ve en son …’ların hayatını kaybettiği Geziolayları sürecinde iktidar partisinin birçok toplum kesimine karşı kullandığı ayrıştırıcı, kutuplaştırıcı ve kriminalize edici dil dershane tartışması ile birlikte Gülen Cemaatine karşı açıkça nefret söylemine dönüşmüş, milyonlarca insanın büyük saygı duyduğu bir kanaat önderi ile bağlıları akıl almaz şeylerle suçlanmış ve bu dil seçim meydanlarına taşınmıştır.
Türkiye’nin yaşadığı bu cinnet halinden medya fazlasıyla nasibini almış, haber değeri taşımayan ve algı yönetimi daha doğru ifadeyle kara propaganda amacı güden “haberler” gazete ve televizyonların rutini haline gelmiştir. Bu nedenle yıllarca sahiplenerek görev yaptığını gazetelerde benim açımdan sorumlu ve dengeli bir gazetecilik yapma imkanı kalmamıştır. Yıllarca birlikte görev yaptığım ve mesleki birikimlerine saygı duyduğum tüm çalışma arkadaşlarıma veda ediyor, başarılar diliyorum.” şeklinde açıklama yaptığı sabittir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 5953 sayılı Yasa’ nın 11/1. maddesinde amaçlanan şekilde “ Bir mevkutenin veçhe ve karakterinde gazeteci için şeref veya şöhretini veya umumiyetle manevi menfaatlerini ihlal edici bir vaziyet ihdas edecek şekilde bariz bir değişikliğin “ olup, olmadığı, varsa bu değişikliğin davacının istifasına haklılık kazandırıp, kazandırmayacağıdır.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden davacı gazetecinin davalı gazetede 24.03.2007 tarihli yazılı sözleşme ile 6 yıl 7 ay 2 gün “ Yazı İşleri Müdürü “ olarak çalışmıştır.
Davacı vekili 14.01.2015 tarihli cevaba cevap dilekçesinde;
“-Davacının uzun yıllar Star Gazetesinde Haber Müdürü olarak görev yaptığını, Yazı İşleri Müdürünün bir gazetede, hangi haberlerin yayımlanacağına, hangi haberlerin gazetede yer alıp, almayacağına, tüm haberlerin hangi başlıkla yayımlanacağına karar veren, gazetenin yayın politikasını birinci derecede uygulayan kişi olduğunu, dolayısı ile davacı gazetede yayınlanacak olan haberlerin belli bir politik çizgide ilerlemesinin de görevleri arasında olduğunu, bu gün ak diyen, yarın aynı konuya kara diyen bir gazetenin tutarlı ve topluma objektif haber sunmasının imkansız olduğunu,
-2013 yılına kadar belli bir çerçevede ve davacının hayata bakışı ve manevi değerleri ile örtüşen davalı gazetenin bu tutarlı tavrından tamamen uzaklaştığını, meslek etiğine uyulmamasının davacı tarafından kabul edilemeyip, gazete yetkililerinin uyarıldığını,
-Gazetenin …, … haberleri, 2013 yılı haziran ayında meydana gelen gezi olaylarına ilişkin haberler ile Fetullah Gülen ile ilgili haberlerden bahsederek, daha sonrasında bu haberlerin tam tersinin verilmeye başlanıldığını, gazetenin yayın politikasını değiştirdiğini, 5953 sayılı Basın İş Kanunu’ nun 11. Maddesinin doğrudan halkın haber alma hakkı ile ilgili olduğunu, Kanunun bu maddesinin basını 4. Kuvvet haline getiren basın özgürlüğünün temel bir düzenlemesi olduğunu, davacının yayın politikasındaki esaslı değişiklik nedeni ile iş akdini haklı nedenle feshettiğini beyan etmiştir.
Yukarıya alınan veda yazısının içeriğinden de anlaşılacağı üzere davacının istifasının asıl nedeni, çalıştığı Star Gazetesi’ nin Ülkemizi 7 Şubatlara, 17-25 Aralıklara ve en son 15 Temmuz hain darbe girişimine taşıyan, silahlı terör örgütü olduğu kesinleşmiş yargı kararları ile de sabit olan FETÖ/PDY ve liderine açıkça karşı açıkça tavır almasıdır. Yayın politikasındaki değişiklik budur.
Bu açıklama ve tespitlerden yola çıkarak, davacının 7 yıla yakın bir süre Yazı İşleri Müdürlüğü yaparak “..hangi haberlerin yayınlanacağına, hangi haberlerin gazetede yer alıp, almayacağına, tüm haberlerin hangi başlıkla yayımlanacağına karar veren, gazetenin yayın politikasını birinci derecede uygulayan..” kişi olduğu belirtilen davacının 2007 yılından 2013 yılına kadarki dönemde kendisinin belirlediği gazete politikasının Ülkemizi 7 Şubatlara, 17-25 Aralıklara ve en son 15 Temmuz hain darbe girişimine taşıyan sürecin, kumpasların gün yüzüne çıkması üzerine değişmesinin davacının (…gazeteci için şeref veya şöhretini veya umumiyetle manevi menfaatlerini ) hangi manevi değerlerini, nasıl ihlal ettiği davacı tarafından ortaya konulmamış, kanıtlanamamıştır.
Söz konusu oluşumun Milli Güvenlik Kurulu Kararında ifade edildiği şekliyle “Legal görünümlü illegal yapı ” olduğunu gösteren emarelerin ortaya çıkması ile birlikte bu yapının aleyhinde konumlanan ve değişen davalı gazetenin yayın politikasının haber müdürü olan davacı işçiye Basın Kanunu’nun 11/1 maddesi anlamında haklı fesih imkanı verdiğinden söz edilemez.
Bu nedenle davacının iş akdini feshinin haklı nedene dayandığı ispat yükü üzerinde olan davacı tarafından kanıtlanamadığından, davacının kıdem tazminatı talebinin reddi yerine “…işçi lehine yorum..” ilkesi gerekçe gösterilerek kabulü hatalıdır.
3-…Dosya içeriğine göre davacının çalışırken yıllık izin talebinde bulunmasına rağmen izin kullandırılmadığını veya izin verilmesine rağmen ücretinin ödenmediğini iddia etmiş değildir. Bu nedenle 21. maddeye göre kullanılmayan izinlerin, 29. madde uyarınca iki katı alınarak, hesaplanması Dairemiz uygulamasına göre hatalıdır. Davacı iş sözleşmesinin feshinden sonra kullandırılmayan yıllık ücretli izinlerin karşılığı ücret alacağını talep ettiğine göre, 21. madde uyarınca kullandırılmayan toplam izin süresi, 29. madde uygulanmadan son ücret üzerinden hesaplanmalıdır.
Mahkemece hatalı hesap tarzına itibarla ile yıllık ücretli izin alacağının yazılı şekilde hüküm altına alınması da isabetsizdir.” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Direnme Kararı:
9. Bakırköy 12. İş Mahkemesinin 03.12.2018 tarihli ve 2017/778 E., 2018/474 K. sayılı kararı ile; bozma kararının (3) numaralı bendindeki bozma nedenine uyulmasına, (2) numaralı bozma nedeni yönünden direnilmesine karar verildikten sonra hükme esas alınan 09.05.2018 tarihli ek bilirkişi raporuna göre davacının net 11.674,61TL yıllık izin ücreti alacağının bulunduğu, tarafların usulî kazanılmış hakları gözetilerek yapılan yargılama neticesinde önceki gerekçeye istinaden fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla kıdem tazminatının hüküm altına alındığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
10. Direnme kararı süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
11. Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda, davacı tarafından yapılan feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığı; buradan varılacak sonuca göre davacının kıdem tazminatına hak kazanıp kazanamayacağı noktasında toplanmaktadır.
III. GEREKÇE
12. İş sözleşmesini sona erdiren en önemli sebeplerden biri fesihtir. Fesih, sürekli (belirli ya da belirsiz süreli) bir iş sözleşmesini derhâl veya belirli bir sürenin geçmesi ile sona erdiren, tek taraflı ve karşı tarafa ulaşması gerekli bozucu yenilik doğuran bir haktır. Dolayısıyla fesih karşı tarafa ulaştığı andan itibaren hüküm ve sonuçlarını doğuran, karşı tarafın kabulünü gerektirmeyen bir irade açıklamasıdır (Kaplan Senyen E. T.: Belirli Süreli İş Sözleşmesinin Haksız Feshinin Hüküm ve Sonuçları, Sicil İş Hukuku Dergisi, 2016, Sayı: 36, s. 23).
13. Hukukumuzda “olağanüstü fesih”, “bildirimsiz fesih”, “süresiz fesih”, “önelsiz fesih”, “derhal fesih”, “muhik sebeple fesih” gibi terimlerle ifade edilen haklı nedenle fesih Türk Borçlar K. md. 435, İş K. md. 24 ve 25; Deniz İş K. md. 14, 16; Basın İş K. md. 11’de düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu nedenle, haklı nedenle fesih kanunla tanınmış bir haktır. Bir tarafın işte bu haklı nedenle fesih hakkına dayanarak, karşı tarafa yöneltilmesi gereken irade beyanıyla iş sözleşmesine geçmişe etkili olmaksızın derhâl son vermesi, haklı nedenle fesih olarak tanımlanmaktadır (Mollamahmutoğlu, Hamdi/ Astarlı, Muhittin / Baysal, Ulaş : İş Hukuku, 6. Baskı, Ankara 2014, s. 794).
14. Hukuk sistemimizde feshin işçi (gazeteci) veya işveren tarafından yapılmasına bağlanan hukukî sonuçlar farklı olduğundan fesih bildiriminin kimin tarafından gerçekleştirildiğinin belirlenmesi önem taşımaktadır. Yine iş sözleşmesinin her iki tarafça feshedilmiş olması hâlinde de ilk önce kimin tarafından feshedildiğinin ortaya konulması gerekmektedir. Öncelikle iş sözleşmesinin kimin tarafından feshedildiği belirlendikten sonra sözleşmeyi sona erdiren bozucu yenilik doğuran hak bu kişi tarafından kullanılmış sayılacağından, feshe bağlanan hukukî sonuçlar kullanan kişiye göre belirlenecektir.
15. 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun’un (5953 sayılı Kanun/ Basın İş Kanunu) “İhbar mühletini beklemeksizin fesih hakkı ve tazminat” başlıklı 11. maddesinin 1. fıkrasına göre; “Bir mevkutenin veçhe ve karakterinde gazeteci için şeref veya şöhretini veya umumiyetle manevi menfaatlerini ihlal edici bir vaziyet ihdas edecek şekilde bariz bir değişiklik vukuu halinde, gazeteci ihbar mühletini beklemeden akdi feshedebilir”.
16. Anılan düzenlemeden de anlaşıldığı üzere, bir gazete veya süreli yayının yön ve karakterinde gazeteci için şeref veya şöhretini ya da genel olarak manevi değerlerine zarar verici açık bir değişiklik oluşursa, gazeteci bildirim sürelerini beklemeden basın iş sözleşmesini feshedebilir (Sümer, Haluk Hâdi: Bireysel Basın İş Hukuku, 3. Baskı, Ankara 2020, s.197).
17. Gazetecinin belirtilen hükme göre iş sözleşmesini feshedebilmesi iki koşulun birlikte bulunmasına bağlıdır. Bunlar; gazete veya süreli yayının yön ve karakterinde belirgin bir değişiklik meydana gelmiş olması ve bu değişikliğin gazetecinin şeref ve şöhretini ya da genel olarak manevi değerlerine zarar verici nitelikte bulunmasıdır (Sümer, s.197).
18. O hâlde gazetecinin anılan maddede aranan şartlar bulunmaksızın iş sözleşmesini feshetmesi durumunda kıdem tazminatına hak kazanamayacağı açıktır.
19. Somut olayda, davacı … Gazetesinin son zamanlarda yayın politikasındaki esaslı değişiklikler nedeniyle şerefi, şöhreti ve manevi menfaatleri ihlâl edildiği gerekçesiyle iş sözleşmesini feshetmiş ise de; tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davalıya ait Star Gazetesinin yön ve karakterinde davacı gazeteci için şeref veya şöhretini ya da genel olarak manevi değerlerine zarar verici açık bir değişiklik olduğunun ispatlanamadığı, gazetecinin iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğinin kabulü için Basın İş Kanunu’nun 11. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen yasal şartların oluşmadığı anlaşılmaktadır.
20. Bu itibarla, davacının kıdem tazminatı talebinin reddi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
21. O hâlde Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
22. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
23. Ayrıca mahkemece bozma kararının uyulan kısmı hakkında verilen karara yönelik taraf vekillerinin temyiz itirazlarına ilişkin inceleme yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerekir.
IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
2- Mahkemece bozma kararının uyulan kısmı hakkında verilen karara yönelik taraf vekillerinin temyiz itirazlarına ilişkin inceleme yapılmak üzere dosyanın YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,
Karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 20.01.2022 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.