YARGITAY KARARI
DAİRE : Hukuk Genel Kurulu
ESAS NO : 2018/399
KARAR NO : 2021/1632
KARAR TARİHİ : 09.12.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
1. Taraflar arasındaki “itirazın iptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Marmaris 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin karar davacılar vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (kapanan) 13. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacılar vekili; taraflar arasındaki 26.03.2003 tarihli hisse devir protokolünde müvekkillerince satılan anonim şirket hisselerinin bedeli olan 272.890 Euronun ne şekilde ödeneceğinin düzenlendiğini, buna göre şirketin kârlılığı oranında söz konusu hisse bedelinin müvekkillere ödeneceği veyahut şirket tarafından işletilen … Restoran ve günübirlik tesisin bulunduğu taşınmazın satışı hâlinde borcun tamamının ifa edileceğinin kararlaştırıldığını, … Restoranın üzerinde bulunduğu ve davalı … adına kayıtlı taşınmazın üçüncü kişiye satıldığını ancak davalıların borçlarını ödemediğini, bunun üzerine alacağın tahsili yönünde Marmaris 1. İcra Müdürlüğünün 2011/1303 sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını ancak davalıların haksız şekilde takibe itiraz ettiklerini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar Cevabı:
5. Davalılar vekili; hisse devir sözleşmeleri yapılıp tüm bedeller ödendikten sonra davacıların devir bedelini az bulması üzerine aynı gün davaya konu protokolün imzalandığını, buna göre devir bedellerinin şirketin kârlılığı oranında ödeneceği ve şirket tarafından işletilen … Restoranın satışı durumunda da borcun tamamının kapatılacağı, belirtilen bu iki hâlin dışında talepte bulunulmayacağının kararlaştırıldığını ancak sözleşmedeki şartın gerçekleşmediğini, işletmenin hiçbir zaman kâra geçmediğini, satılan yerin şirkete ait işletme olmadığını, yalnızca …’ya ait özel taşınmazın satıldığını, bunun da şirkete ait restoran ile ilgisinin bulunmadığını, bu nedenlerle davacıların alacak iddiasının yersiz olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme Kararı:
6. Marmaris 3. Asliye Hukuk Mahkemesince 20.06.2012 tarihli, 2011/394 E., 2012/342 K. sayılı karar ile; uyuşmazlığa konu protokolün yoruma muhtaç olduğu, bu doğrultuda yapılan değerlendirmede protokolde imzası bulunanların gerçek maksatlarının, takibe konu edilen bedelin, işletmenin kârlılığı oranında ve … Restoran isimli işletmenin devri durumunda ödenmesi yönünde olduğu ve yalnızca restoranın üzerinde bulunduğu taşınmazın satışının borcun doğumunu sağlamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Özel Daire Bozma Kararı:
7. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
8. Yargıtay (kapanan) 13. Hukuk Dairesince 20.06.2013 tarihli ve 2012/20895 E., 2013/16878 K. sayılı karar ile; “…… Turizm .. A.Ş nin ortağı olan davacıların şirket hisselerini aynı şirketin hissedarları olan davalılara resmi olarak devrettikleri, ayrıca taraflar arasında 26.03.2003 tarihli hisse devir protokolü düzenlendiği hususlarında ihtilaf yoktur. Davacılar, protokolün 2. maddesindeki şartın gerçekleştiğini, ancak hisse devir bedelinin ödenmediğini ileri sürerek alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptalini istemişlerdir. Davalılar, restorantın satılmadığını, sadece davalı … adına kayıtlı olan taşınmazın satıldığını savunarak davanın reddini dilemişlerdir. 26.03.2003 tarihli “Hisse Devir Protokolü” nün 2. maddesinde, “Halihazırda şirket tarafından işletilmekte olan … Restorantın satışı halinde borcun tamamı kapatılacaktır.” düzenlemesi mevcuttur. Sözleşmeye konu … Restorantın üzerinde bulunduğu 1362 parsel sayılı taşınmaz davalılardan … adına, yedi adet ikişer katlı kargir bina niteliğiyle kayıtlı olup davadan önce 11.02.2011 tarihinde dava dışı şirkete satılmıştır. Dava konusu uyuşmazlık hisse devir sözleşmesinin 2. maddesinin yorumu noktasında toplanmaktadır. Mahkemece, tarafların gerçek maksatlarının, hisse devir bedelinin işletmenin karlılığı oranında ve … Restorant isimli işletmenin devri durumunda ödenmesi yönünde olduğu ve taşınmazın satışının borcun doğumunu sağlamadığı kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmiştir. Sözleşmede restorantın satışı ibaresi kullanılmış olup, davacıların iradelerinin “satış” yönünde olduğunun, restorantın üzerinde bulunduğu parselin satılması halini de kapsadığının kabulü gerekir. Davalılar tarafından aksini ispatlar yasal bir delil sunulamamıştır. O halde mahkemece, hisse devir protokolünün 2. bendindeki şartın gerçekleştiği kabul edilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir…” gerekçesi ile karar bozulmuştur.
Direnme Kararı:
9. Mahkemece 19.03.2014 tarihli kararla; ilk karar gerekçesinin yanında satışa konu taşınmazın yalnızca davalı …’ya ait olduğu, oysa şirket hisselerinin devri ile her iki davalının da şahsen borçlandığı gözetildiğinde yalnızca bir davalının borcu şahsen teminat altına aldığının kabul edilemeyeceği, sözleşmede yer alan satış ibaresinin restoranın üzerinde bulunduğu parselin satışı hâlini kapsamadığı belirtilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.
10. Direnme kararının davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Hukuk Genel Kurulunun 22.03.2017 tarihli, 2017/13-668 E., 2017/533 K. saylı kararı ile; usulüne uygun direnme hükmü tesis edilmediği, bu durumun uyuşmazlığın esasının incelenmesine engel bir ön sorun teşkil ettiği gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.
11. Mahkemece Hukuk Genel Kurulu kararının gerekleri yerine getirilerek usulüne uygun şekilde ve önceki gerekçe tekrar edilmek suretiyle 17.11.2017 tarihli, 2017/178 E. 2017/660 K. sayılı direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
12. Direnme kararı süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
13. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olay bakımından taraflar arasındaki hisse devrine ilişkin protokoldeki “Halihazırda şirket tarafından işletilmekte olan … Restaurant’ın satışı hâlinde borcun tamamı kapatılacaktır” şeklindeki şartın, söz konusu işletmenin üzerinde bulunduğu davalı …’ya ait taşınmazın üçüncü kişiye satışı hâlini de kapsayıp kapsamadığı noktasında toplanmaktadır.
III. GEREKÇE
14. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) ve somut uyuşmazlıkta uygulanması gereken mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 1. maddesine göre iki taraf karşılıklı ve birbirine uygun surette rızalarını beyan ettikleri takdirde sözleşme kurulmuş olur.
15. Ancak bazı durumlarda taraflardan biri, sözleşmenin içeriğini diğerinden farklı anlayabilir. Özellikle şüphe ve tereddütlere yol açan veya birden fazla anlama gelen sözleşme metni yahut bir hüküm taraflardan birini avantajlı duruma getiriyorsa, taraf buna dayanarak talepte bulunabilmektedir. Bu takdirde yorum uyuşmazlığı söz konusu olmaktadır ve sözleşme yorumuna ihtiyaç duyulmaktadır Sözleşmenin yorumu, sözleşmenin kurucu unsuru olan iradelerin anlamının ve hangi hukuksal sonuçlara yöneldiğinin araştırılıp, ortaya konulması anlamına gelmektedir (Eren, Fikret: Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, 14. Baskı, Ankara 2012, s.466).
16. Sözleşmenin yorumuna ilişkin olarak BK’nın “Bir akdin şekil ve şartlarını tayininde, iki tarafın gerek sehven gerek akitteki hakiki maksatlarını gizlemek için kullandıkları tabirlere ve isimlere bakılmıyarak, onların hakiki ve müşterek maksatlarını aramak lazımdır” şeklindeki 18/1. maddesi, TBK’nın 19/1. maddesinde “Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır” şeklinde düzenlenmiştir.
17. Bu doğrultuda sözleşmenin yorumunda amaç, ilk aşamada sözleşme taraflarının birbirine uygun gerçek iradelerini tespit edebilmektir (Jäggı, Peter/Gauch, Peter/Stephan, Hartmann: Kommentar zu Art. 18 OR – Auslegung, Ergänzung und Anpassung der Verträge; Simulation, Zürcher Kommentar, 4. Auflage, Zürich 2015, Art. 18, N. 314; atıf yapan; Dalcı Özdoğan, Nurcihan: Sözleşmenin Yorumunda Gerçek İradenin Tespiti, İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt: 8, Sayı:1, 2017, s. 35, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/283201).
18. Hâkim sözleşmeyi yorumlarken asli yorum aracı olarak tarafların, iradelerini açıklarken kullandıkları kelimeler ve deyimleri öncelikle dikkate alır. Kullanılan ifadeler ve kelimeler bireysel olarak değil beyan metninin bütünlüğü içinde yorumlanmalıdır.
19. Asli yorum araçları yeterince açık değilse, tarafların iradelerini ortaya koymaya imkân veren yardımcı olgulara bakılmalıdır. Bu bağlamda; tarafların sözleşme müzakereleri ve sözleşmenin kurulması sırasındaki, ifa hazırlıkları aşamasındaki, sonrasındaki davranışları, menfaat durumları, amaçlarıyla, ilgili âdet ve teamüller dikkate alınmalı, dayanağını 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinden alan güven ilkesi de gözden kaçırılmamalıdır.
20. Somut olayda; Marmaris ilçesi, Taşhan mevkiinde bulunan davalı …’ya ait taşınmazla ilgili olarak dava dışı … Turizm Tic. İth. İhr. A.Ş. (… A.Ş.) ile … arasında yapılan ve başlangıç tarihi 01.12.2000 olan kira sözleşmesine göre yaklaşık dokuz dönümlük arazi üzerinde kiracı şirketin inşa edeceği günübirlik dinlenme tesisinin otuz yıl süreyle bu şirket tarafından işletilmesi ve kira bedeli olarak yıllık kârın bir bölümünün verilmesi kararlaştırılmış olup süre sonunda tesisin kiracı tarafından bedelsiz olarak devredileceği öngörülmüştür. Davaya konu restoran da bu şekilde inşa edilip işletilmeye başlamıştır. Dosya kapsamından şirket adına 12.03.2001 tarihli işletme belgesinin mevcut olduğu, 27.04.2005 tarihli yapı ruhsatından ise taşınmaz üzerinde bir restoran, bir kafeterya, bir fırın ve dört dükkandan oluşmak üzere yedi adet yapı bulunduğu ve yapı sahibinin … olduğu anlaşılmaktadır.
21. Ticaret Sicili Gazetesinin 09.04.2003 tarihli ilanına göre … A.Ş. nin ortaklarından olan davacılar … ve …, şirket hisselerini davalılar … ve …’ya devretmiştir. Hisse devriyle ilgili olarak … ve … arasında ayrı, … ve … arasında ayrı, 26.03.2003 tarihli hisse devir sözleşmeleri mevcut ise de taraflar arasındaki ihtilaf bu sözleşmelerden değil davalıların beyanlarına göre bedelin az bulunması nedeniyle aynı günün devamında imzalanan “Hisse Devir Protokolü” başlıklı sözleşmeden kaynaklanmaktadır.
22. Davaya konu bu sözleşmede devredilen 60.000 hissenin bedeli olarak 272.980 Euronun ödenmesi konusunda anlaştıklarını bildiren taraflar, bu bedelin ne şekilde ödeneceğine ilişkin olarak iki hâl belirlemişlerdir: Sözleşmenin (1) numaralı bendine göre söz konusu hisseleri devralan … ve … devir bedellerini şirketin kârlılığı oranında ödeyecek, (2) numaralı bendine göre ise şirket tarafından işletilmekte olan … Restoranın satışı hâlinde borç tümüyle kapatılacak, bu iki hâl dışında sözleşmedeki devir bedeli talep edilmeyecektir.
23. Davacılar üzerinde restoranın bulunduğu taşınmazın 11.02.2011 tarihinde … tarafından üçüncü kişiye satıldığını, bu nedenle sözleşmenin (2) numaralı bendindeki koşulun gerçekleştiğini ileri sürmüşlerse de davalılar taşınmazın satışının restoranın satışı sonucunu doğurmayacağını, sözleşmenin bu anlamı taşımadığını savunmuşlardır.
24. Bu noktada tarafların söz konusu sözleşme hükmüyle muratlarının ne olduğu, bu bentten ne anlaşılması gerektiği yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde açıklığa kavuşturulmalıdır.
25. Sözleşmenin bir bütün olarak lafzından, restoranı inşa edip kiracı sıfatıyla işletmekte olan şirketteki hisselerini devreden davacıların dava konusu sözleşmedeki devir bedelinin peşinen değil şirketin kârından ödeme yapılması suretiyle ödenmesini kabul ettikleri ancak restoranın satılması hâlinde şirketin bu işletme üzerinden kâr elde etmesi artık mümkün olmayacağından borcun tamamının muaccel hâle gelerek ödeneceğinin davalılarca taahhüt edildiği anlaşılmaktadır.
26. Davalılar sözleşmedeki şartın ancak işletmenin devredilmesi durumuna bağlı olduğunu savunmuşlar ise de işleten şirket sözleşmede taraf olmamış davalılar şahsi olarak borç altına girmişlerdir. Yine davalıların mülkiyet yalnızca bir davalıya aitken, sözleşmedeki şartın taşınmazın devri olarak anlaşılması hâlinde diğer malik olmayan davalının da taahhütte bulunmasının izahı olmayacağı yönündeki savunması da davalılar arasındaki iç ilişkiye ilişkin olup taraflar arasındaki anlaşmazlığa etkisi bulunmamaktadır.
27. Davalılardan …’ya ait 1362 parselde kayıtlı, 8797 metrekare, yedi adet ikişer katlı kargir binadan mütevellit taşınmaz 11.02.2011 tarihli resmî senetle dava dışı üçüncü kişiye satılmıştır. Davalılar şirketin hâlen aktif olduğunu ve restoran işletmesinin satılmadığını ispat yönünde ticaret sicil kayıtlarına delil olarak dayanmış olup Ticaret Sicil Gazetesine göre şirketin 25.08.2014 tarihinde sicilden re’sen silindiği de anlaşılmaktadır.
28. Tüm bu açıklamalar, taraflar arasındaki sözleşme öncesi ve sonrasındaki süreç, sözleşmenin kuruluş sebebi, şekli ve lafzı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; hisse devir bedelinin tamamının ödenmesine ilişkin olarak sözleşmenin davaya konu ikinci bendinde öngörülen şartın, taşınmazın üzerindeki restoran işletmesine konu yapılarla birlikte satılması hâlini de kapsadığı kabul edilmelidir. Bu nedenle Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen ve aynı yöne işaret eden Özel Daire bozma kararına uymak gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle direnme kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
29. Diğer taraftan, 30.09.2011 olan dava tarihi, direnmeye ilişkin gerekçeli karar başlığında 18.04.2017 olarak gösterilmiş ise de bu durum mahallinde düzeltilebilecek bir maddi hata teşkil ettiğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
30. Sonuç olarak direnme kararı bozulmalıdır.
IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Geçici Madde 3” atfı uyarınca uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatıranlara geri verilmesine,
Aynı Kanun’un 440. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09.12.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.