Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/13968 E. 2012/37356 K. 17.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/13968
KARAR NO : 2012/37356
KARAR TARİHİ : 17.05.2012

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın suç tarihlerinde evli olduğu halde 7.1.2003 tarihinde vefat eden 7907874 sigorta sicil numaralı babası…’a ait emekli aylığını ve sosyal yardım zamlarını aldığı olayda,mahkemenin nitelikli dolandırıcılık suçunun oluştuğu yönündeki kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak ;
1-Sanık hakkında düzenlenen iddianamede, sanığın 25.10.2004 gününde resmen evlendiğini kuruma bildirmeyerek 07.01.2003 tarihinde ölen babasından dolayı bağlanan yetim aylığını 25.10.2004-22.04.2005 tarihleri arasında alması eylemleri hakkında kamu davası açıldığı, dosyada mevcut katılan kurumun 04.06.2008 gün ve 407880 sayılı yazısı içeriğine göre, sanığın hak etmediği halde 22.01.2003-21.10.2005 tarihleri arasında da yetim aylığı aldığının anlaşılması karşısında,mükerrir davalara sebebiyet verilmemesi açısından; iddianameye konu edilmeyen 22.01.2003-24.10.2004 ve 23.04.2005-21.10.2005 tarihleri arasında aldığı haksız aylıklar nedeniyle açılan dava bulunup bulunmadığının soruşturulması, dava açılmışsa Cumhuriyet Savcılığına bildirimde bulunulması, dava açılması halinde ise mevcut davaların birleştirilmesinden sonra suç değerinin tespiti ve sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2- Sanığın, eylemi teselsül ettiği halde hükmolunan cezasının zincirleme suç hükümlerine göre artırılması gerektiğinin gözetilmemesi,
3- 5252 sayılı Türk Ceza Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3.maddesi uyarınca suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı Yasa ile sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı Yasanın ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe Yasanın tespiti gerektiği gözetilmeden, bu ilkelere uyulmadan ve uygulamalı karşılaştırma yapılmadan gerekçeden yoksun olarak denetime olanak vermeyecek şekilde soyut ifadelerle 765 sayılı TCK.nu hükümlerinin lehe olduğundan bahisle yazılı şekilde hüküm kurulması,
4-Hükümden önce, 08.02.2008 günlü 26781 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK.nun 231.ve TCK. nun 7/2.maddeleri gereğince, sanık hakkında “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
Kanuna aykırı,katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.05.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.