YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/12160
KARAR NO : 2012/41940
KARAR TARİHİ : 24.09.2012
Dolandırıcılık suçundan sanık …’ın Türk Ceza Kanunu’nun 158/1-e, 43. maddeleri gereğince 2 yıl 6 ay hapis ve 700 YTL. adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Mersin 2.Ağır Ceza Mahkemesi’nin 29.06.2007 tarihli ve 2006/363 esas, 2007/184 sayılı karar aleyhine vaki temyiz istemi üzerine onama talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01.03.2009 gün ve 2007/249347 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmiş, Dairemizin 18.04.2012 gün ve 2011/12164 Esas 2012/35127 sayılı kararıyla hükmün Bozulmasına karar verilmiştir.
6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına ve Basın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun yürürlüğe girmesi üzerine anılan kanunun 99. maddesiyle değişik 5271 Sayılı CMK.nın 308.maddesi uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan itiraz üzerine Dosya incelenerek gereği düşünüldü.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz dilekçesinde ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden KABULÜNE,
Dairemizin 18.04.2012 gün ve 2011/12164 esas 2012/35127 Esas-Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi,kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1-Suç tarihi itibariyle uygulanan kanun maddesindeki hapis cezasının alt sınırının 3 yıl olduğu gözetilmeyerek yazılı şekilde 2 yıl olarak noksan ceza tayini,
2-Maddi durumu kötü olmadığı halde kötü olduğuna dair rapor düzenlettirerek yeşil kart alan sanığın Devlet Hastanesinde sürekli tedavi görüp ilaç almak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia olunması karşısında, sanığın yeşilkart almak için müracatı ile ilgili tüm evrakları getirtilerek, Mersin Valiliği İl Sağlık Müdürlüğü Yeşilkart Servisi Emniyet Tahkikat Evrakı Gözlem İnceleme Tespit Formundaki bilgilerle uyumluluk gösterip göstermediğinin değerlendirilmesi ve 5522 Sayılı Kanunun Ödeme Gücü Olmayan Vatandaşların Tedavi Giderlerinin Devlet Tarafından Karşılanmasına Dair Kanunun 2. Maddesi kapsamında kişi başına düşen gelirin bürüt asgari ücretin 1/3 ünden az olup olmadığı araştırılarak sonucuna göre hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nun 321.maddesi uyarınca sanığın ceza miktarı yönünden kazanılmış hakları saklı kalmak üzere BOZULMASINA, 24.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.