Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/12163 E. 2012/41943 K. 24.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/12163
KARAR NO : 2012/41943
KARAR TARİHİ : 24.09.2012

Güveni kötüye kullanma suçundan sanık …’nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 155/1 maddesi gereğince 6 ay hapis ve 100 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Ankara 14. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 19/06/2007 tarihli ve 2006/905 esas, 2007/518 sayılı karar aleyhine vaki temyiz istemi üzerine bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21/04/2009 gün ve 2008/61895 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmiş, Dairemizin 15/05/2012 gün ve 2011/13107 Esas 2012/37095 sayılı kararıyla hükmün Onamasına karar verilmiştir
6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına ve Basın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun yürürlüğe girmesi üzerine anılan kanunun 99. maddesiyle değişik 5271 Sayılı CMK.nın 308.maddesi uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan itiraz üzerine dosya incelenerek gereği düşünüldü.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz dilekçesinde ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden KABULÜNE,
Dairemizin 15/05/2012 gün ve 2011/13107 Esas 2012/37095 sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’nun 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden almak, hırsızlık suçunun temel şeklidir. Taşınır malın alınmasının suç oluşturabilmesi için, zilyedinin rızasının bulunmaması gerekir.
Güveni kötüye kullanma suçunda ise, başkasına ait olup da, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere ziyedliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyedliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunan veya bu devir olgusunu inkar eden kişi, şikayet üzerine, cezalandırılmaktadır. Zilyetlik rızayla faile devredilmelidir.
Sanığın 28.05.2007 tarihli sorgusunda uzlaşmak istemediğini beyan etmesi karşısında uzlaşma hükümlerinin uygulanmaması nedeniyle bozma isteyen tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Sanığın adli sicil kaydında tekerrüre esas mahkumiyeti bulunduğu halde 5237 sayılı TCK’nun 58. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 12.06.2012 gün ve 2011/15-440 2012/225 sayılı kararı da nazara alındığında; sanığın, şikayetçinin kız arkadaşını aramak için cep telefonunu istediği, konuşması bittikten sonra yakındaki parka doğru giderek oradan uzaklaştığı 14/11/2006 tarihli kolluk ifadesinde de paraya ihtiyacı olduğundan suça konu telefonu tanımadığı birine sattığını beyan ettiği eyleminde, şikayetçinin geçici de olsa zilyetliği devir iradesinin olmadığı, fiili hakimiyetin kaybı sonucu oluşan zilyetlik ile de hırsızlık suçunun oluşacağı gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
Kabule göre; sanığın kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkum edildiği halde 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinde düzenlenen hak yoksunluklarının uygulanmaması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebepden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.