Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/13384 E. 2012/38181 K. 30.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/13384
KARAR NO : 2012/38181
KARAR TARİHİ : 30.05.2012

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’nın 231/6. maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın Ege Üniversitesi Hastanesinde çalıştığını hastaneye temizlik elemanı alınacağını,bunun için sağlık kurulu raporu gerektiği,heyet Raporunu düzenleyecek doktor … …’nun hanımının amcasının oğlu olduğunu 80 TL karşılığında raporu alabileceğini söyleyerek şikayetçiden 80 TL istediği,şikayetçinin para bulmak için sanığın yanından ayrılarak olayı hastane güvenlik görevlisi tanık …a anlattığı, tanığın olayı polise bildirmesi üzerine sanığın parayı alamadan yakalandığı anlaşılmakla mahkemenin dolandırıcılık suçuna teşebbüs suçunun oluştuğuna yönelik kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Diğer temyiz itirazlarının reddine ancak;
Hapis cezası “suçun işleniş şekli “nazara alınarak takdiren asgari hadden tayin olunduğu halde aynı gerekçe ile hapis cezası yanında hükmolunan adli para cezasının birim gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak 180 gün olarak tayini suretiyle gerekçede çelişkiye düşülmesi,
Adli para cezasının; 5083 sayılı Kanun’un 1. maddesi ile hükümden sonra 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1.maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün 1.bendindeki 120 gün karşılığı adli para cezası yerine 5 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına, ikinci fıkrasındaki 30 gün karşılığı adli para cezası yerine 1 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına,üçüncü fıkrasındaki 25 gün karşılığı adli para cezası yerine 1 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına, 4.fıkrasındaki 500.00 TL adli para cezası yerine 20.00-TL. adli para cezasıyla cezalandırılmasına, ibarelerinin eklenmesi; hükümde yer alan “YTL” ibaresinin “TL” olarak değiştirilmesi; suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 30.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.