YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/19098
KARAR NO : 2013/3909
KARAR TARİHİ : 05.03.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık … …’ın daha evvelden tanıştığı katılan …’e Tunceli’li yaşlı bir kadında yüklü miktarda gömü altın bulunduğunu, kendisinin aracı olacağını söylemesi üzerine katılanın altını satın alacağını söylemesi, olaydan iki gün önce sanık …’ın … numarasını verdiği kendisini “…” olarak tanıtan diğer sanık … ile buluşan katılanın, sanık … ile birlikte yaşlı kadının yanına gitmeleri, kadının bir bidon dolusu altını katılana göstererek içerisinden çıkardığı numune altını vererek kontrol ettirmesini, anlaşmaları halinde altını kendisine satacağını söylemesi, numuneyi inceleten katılanın … altını olduğunu öğrenmesi üzerine olay günü yeniden sanık … ve yaşlı kadınla buluşması, katılandan 40.000,00 TL parayı alıp altını getirmek üzere yanından ayrılan sanık … ve yaşlı kadının bir daha geri dönmemeleri şeklinde gelişen olayda, sanıkların kimlik bilgileri belirlenemeyen suç ortakları ile birlikte hazırladıkları mizansen çerçevesinde hareket ederek, baştan beri teslim etmeyecekleri altını satacakları vaadi ile katılanı aldatmış olmaları nedeniyle, mahkemenin dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulünde isabetsizlik görülmemiştir.
1)Sanık … … hakkında dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2)Sanık … … hakkında dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanığın tekerrüre esas alınan hükümlülüğüne ilişkin mahkeme kararının suç tarihinden sonra kesinleştiğinin anlaşılması karşısında, koşulları oluşmadığı halde 5237 sayılı TCK.nun 58/6-7.maddesi uyarınca uygulama yapılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından TCK.nun 58.maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkartılması suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 05.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.