Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/16517 E. 2012/42799 K. 04.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/16517
KARAR NO : 2012/42799
KARAR TARİHİ : 04.10.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’un 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; daha önceden tanımadığı mağduru yanına çağıran sanığın, “…sen …’nin yanında mı çalışıyorsun? benim ona bir miktar borcum var, benimle gel sana parayı vereyim, patronuna verirsin” dediği ve bir işhanına gittikleri, mağdura ”sen de 150 TL para varmı? varsa ver, ikinci katta benim bir başkasında 300 TL alacağım var onu tüm olarak alacağım” dediği mağdurun da güvenerek 150 TL verdiği, beraber işhanının 2. katına çıktıkları, mağdura ”sen üst kata çık, orada … hanım var, sana 300 TL verecek al gel, seni burada bekliyorum” dediği, mağdur üst kata çıkınca ortadan kaybolduğunun anlaşıldığı, bu şekilde gerçekleşen eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
1-Hapis cezasının alt sınırdan tayin olunmasına karşılık adli para cezası belirlenirken yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle 25 gün olarak tayin edilmesi,
2-Mükerrirlere özgü infaz rejimi ve denetimli serbestlik tedbirinin ne şekilde uygulanacağı, süresi ve bu hususta karar verecek merci 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun 108. maddesinde düzenlenmiş olup, aynı maddenin 5. fıkrası ile tekerrür dolayısıyla belirlenen denetim süresinde koşullu salıvermeye ilişkin hükümlerin uygulanacağının belirtilmesi karşısında, denetimli serbestlik tedbirinin süresinin infaz aşamasında 5275 Sayılı Kanun hükümleri uyarınca belirlenmesinin gerektiği gözetilerek 5237 sayılı TCK.nun 58. maddesinin 7. fıkrası gereğince hükümlü hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağının belirtilmesiyle yetinilmesi gerekirken infazı kısıtlar biçimde sanık hakkında cezanın infazından sonra başlamak üzere 1 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı yasanın 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümde yer alan hapis cezası yanında verilen “25 gün karşılığı takdiren günlüğü 20 TL’den hesaplanarak 500TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, TCK’nun 62. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılarak 416 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” kısımlarının ”5 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına, 62. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılarak 4 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, bu cezanın da 52/2 maddesi gereğince günlüğü mahkemenin kabulü gibi 20 TL. den paraya çevrilerek 4 gün karşılığı 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” şeklinde değiştirilmesi suretiyle, yine hüküm fıkrasından “5275 sayılı CİK’in 108/4. maddesi gereğince denetimli serbestlik süresinin takdiren 1 yıl olarak uygulanmasına,” ifadesi çıkarılmak suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 04.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.