YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/19660
KARAR NO : 2013/3884
KARAR TARİHİ : 05.03.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği,fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Müştekinin olay saatinde cuma namazına gitmek üzere işyerinden ayrılırken oniki yaşındaki kızını orada bıraktığı, sanığın, daha önce tanımadığı müştekinin işyerinde olmadığını fırsat bilerek, işyerine geldiği ve müştekinin kızına, ”ben senin babanı tanıyorum, parayı ona vereceğim” diyerek yaklaşık olarak 1.000 TL değerindeki boya malzemesini alıp götürdüğü, daha sonra yakalanan sanığın suçunu ikrar ederek, ekonomik olarak sıkıntısının bulunması nedeniyle suçu işlediğini kabul ettiği, böylece sanığın dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
Sanık hakkında verilen cezanın TCK ‘nın 58/6 maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilirken, tekerrüre esas alınan mahkumiyet hükmünün belirtilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş olduğundan hükmün, 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK ‘un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, tekerrüre ilişkin bölümün hüküm fıkrasından çıkartılarak yerine, “sanığa ait adli sicil kaydına göre, ”Bursa 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2006/20 Esas, 2006/824 karar sayılı mahkumiyet kararı nedeniyle, sanığa verilen cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezasının infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” şeklinde yazılmak suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 05/03/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.