YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/13319
KARAR NO : 2012/37521
KARAR TARİHİ : 22.05.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Güveni kötüye kullanma ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
A)Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
5237 sayılı TCK’nın 179/3. maddesinde düzenlenen; alkol ve uyuşturucu madde etkisiyle veya başka bir nedenle “emniyetli bir şekilde” araç kullanamayacak kişinin, bu halde araç kullanması suçu kasıtla işlenebilecek bir suçtur. Alkol ve uyuşturucu maddenin sırf kullanılmış olması bu suçun oluşması için yeterli olmamakla birlikte Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu raporlarında istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere; alkollü bir şekilde trafikte seyreden bir sürücünün alkol konsantrasyonu hangi seviyede olursa olsun bireysel farklılıklar göstermekle birlikte trafik güvenliği açısından değişen derecelerde risk oluşturabileceği, ancak bu durumun tehlike arz edecek düzeyde olup olmadığı, dolayısıyla sürücünün tesiri altında bulunduğu alkol seviyesinde araç kullanması halinde, güvenli sürüş yeteneğini kaybedip etmediği, bireyin o andaki sürüş ehliyetini belirleyebilecek dikkat, algı, denge, refleks, psikomotor ve nöromotor koordinasyon gibi nörolojik, nistagmus, akomadasyon, görme gibi oftalmolojik ve genel durumunun tespitine yönelik detaylı dahili muayenesine yönelik tıbbi verilerin değerlendirilmesi ile mümkün olabileceği, ancak böyle bir tespit yapılmamış olsa bile, bireysel farklılıkları da elimine edebilecek şekilde yüksek olarak saptanan alkol düzeyinin, güvenli sürüş yeteneğini kaybettireceğinin, bilimsel olarak kabulü gerekmekte isede; somut olayda; katılanın yetkilisi olduğu şirkette şoför olarak çalışan sanığın, Adana’dan Mersin’e götürmek üzere kamyona yüklenen biralarla birlikte, almış olduğu alkolün etkisiyle Tarsus ilçesine kadar gelip kamyonu burada bırakıp gittiği, dosya içerisinde bulunan 13.12.2006 tarihli emniyet görevlilerince düzenlenen tutanak ve taraf beyanlarından anlaşılacağı üzere aracın 12.12.2006 tarihinde terkedildiği, sanığın 155 promil alkollü olduğuna dair adli raporun, 16.12.2006 tarihinde saat 21:15 de alındığı, sanığın savunmasında aşırı olarak alkollü olduğuna dair beyanı dışında, olay tarihinde trafik güvenliğini tehlikeye düşüren, dışa yansıyan somut dosyaya yansıyan bir davranışı da bulunmadığının anlaşılması karşısnda sanık hakkında, beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi,
B)Güveni kötüye kullanma suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Somut olayda; katılanın yetkilisi olduğu firmada şoför olarak çalışan sanığın, Adana’dan kamyona yüklediği suça konu biraları Mersin’de alıcısına teslim etmesi gerekirken, kamyonu Tarsus …,mevkiinde yol kenarında cam ve kapısı açık bir şekilde, anahtarı da üzerinde bırakarak, toplamda 81 kasa biranın alınmasına sebebiyet vererek güveni kötüye kullanma suçunu işlediğine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine ,
Ancak;
1-Sanığın sabıkasında görünen 765 sayılı TCK’nun 466. maddesinde düzenlenen “kavgada korkutmak için silah çekme suçunun, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK ile suç olmaktan çıkarılması karşısında; hükümden sonra 08.02.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.un 231. maddesi uyarınca; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2-Sanık hakkında güveni kötüye kullanmak suçundan kurulun mahkumiyet hükmünde hapis cezası asgari hadden tayin edildiği halde, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının tayininde tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak fazla ceza tayin edilmesi,
3-Temel ceza tayin edilirken, TCK 155/2. maddeye göre, hapis cezası ile birlikte tayin olunan 30 gün adli para cezasının , TCK 52/2. maddesinde öngörülen miktarlar arasında belirlenecek bir gün karşılığı ile çarpılması ile bulunacak somut ceza tespit edilmeksizin, yasaya aykırı şekilde hüküm tesisi,
4-5237 Sayılı Yasanın 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarına ilişkin hak yoksunluğunun, aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 22.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.