YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/17508
KARAR NO : 2021/10197
KARAR TARİHİ : 13.12.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacılar vekili; murisleri…’nin 15/09/2012 tarihinde kalp hastalığı, kardiak arrest sonucu vefat ettiğini, kullandığı krediler nedeni ile kendisine … … ve Emeklilik sigortası tarafından sigorta yapıldığını, murisin kullandığı kredileri ödeyemeyecek durumda olan mirasçı müvekkillerin kredinin sigortalı olduğunu öğrendiklerini, ancak davalının, muriste meydana gelen ölüm sebebinin daha önceden bildirilmediğinden bahisle sözleşmeden cayıldığını bildirerek sigorta bedelini tazmin etmediğini, oysaki murise hastalıkları konusunda bir soru sorulmadığını, murisin hastalığını kasıtlı olarak bildirmemesi gibi durumun söz konusu olmadığını, davalının dayandığı şartların oluşmadığının dikkate alınarak,23.550,00.-TL borcun tüm faiz ve ferileri ile birlikte ilgili banka şubesine veya kendilerine ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, uyulmasına karar verilen Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 2015/18631 Esas 2018/8117 karar sayılı 24/09/2018 tarihli bozma kararı, iddia, savunma, toplanan delillere göre; davanın kısmen kabul ile kısmen reddine, 16.434 TL’nin, dava tarihi olan 16/04/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, 17/09/2012 tarih, 410 yevmiye numaralı … Noterliğinin mirasçılık belgesinde belirtilen mirasçılık payları oranında davalı sigorta şirketinden alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, … sigortası poliçesinden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK’nun 1435. maddesi ile sigorta sözleşmesinin kurulması sırasındaki sigortalının doğru bilgi verme (beyan) yükümlülüğü, “sigorta ettiren sözleşmenin yapılması sırasında bildiği veya bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Sigortacıya bildirilmeyen, eksik veya yanlış bildirilen hususlar, sözleşmenin yapılmamasını veya değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikte ise, önemli kabul
edilir. Sigortacı tarafından yazılı veya sözlü olarak sorulan hususlar, aksi ispat edilinceye kadar önemli sayılır” denilmek suretiyle düzenlenmiş ve bu yükümlülüğün kapsamı belirlenmiştir.
Gerek TTK’nun 1435. maddesi ve gerekse … Sigortası Genel Şartlarının C-2.2. maddesi düzenlemesine göre; sigorta şirketinin sorusu üzerine veya her hangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmenin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlüdür.
Sigorta sözleşmesinin kurulması sırasındaki beyan yükümlülüğüne uymamanın sonuçları ise, TTK’nın 1439. maddesinde “(1) Sigortacı için önemli olan bir husus bildirilmemiş veya yanlış bildirilmiş olduğu takdirde, sigortacı 1440. maddede belirtilen süre içinde sözleşmeden cayabilir veya prim farkı isteyebilir. İstenilen prim farkının on gün içinde kabul edilmemesi hâlinde, sözleşmeden cayılmış kabul olunur. Önemli olan bir hususun sigorta ettirenin kusuru sonucu öğrenilememiş olması veya sigorta ettiren tarafından önemli sayılmaması durumu değiştirmez.” 1439/2. fıkrasında ise “rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder” şeklinde düzenlenmiştir.
Poliçenin düzenlenmesi sırasında sigortalının, doğru beyan yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğinin ve sigortacının TTK’nun 1435 ve 1439. maddedeki hükümlerin uygulanabilmesi için de sigortalının gizlediği iddia olunan hastalık ile riziko (ölüm) arasında illiyet bağının bulunması gerekmektedir. Anılan bu tespit ve değerlendirmenin yapılması da, tıbbi ve teknik bilgiyi gerektiren bir iştir.
Somut olayda, davacılar murisinin kullanmış olduğu banka kredisi nedeniyle, 07/06/2010 tarihinde 13.000 TL bedelli 48 ay vadeli bireysel kredi kullandığı, kredi kullanımı sırasında krediye istinaden 839564 nolu … Sigortası Poliçesi düzenlendiği,15/06/2011 tarihinde 22.000 TL bedelli 60 ay vadeli Bireysel Kredi kullandığı, kredi nedeniyle 5808821 nolu … Sigortası poliçe düzenlendiği, 12/09/2012 tarihinde 5.000 TL bedelli 36 ay vadeli Bireysel Kredi kullandığı, kredinin teminatı olarak da 5808557 nolu … Sigortası Poliçesi düzenlenmiş; 15/09/2012 tarihinde davacıların murisi vefat etmiştir. Dosya kapsamında alınan, 05/09/2019 tarihli bilirkişi raporunda Kardiyoloji Uzmanı bilirkişi muris Tevrat Türedi’nin 2009 yılından beri ve daha öncesinde de kalp ve tansiyon hastalıkları olduğu ve 15/09/2012 tarihindeki vefatının da ölüm tanısında kalp hastalığı yazdığı ve bu hastalıklar ile ölümü arasında illiyet bağı bulunduğu belirtilmiş, mahkemece bilirkişi raporu hükme esas alınarak, davanın kısmen kabulü ile teminat miktarının ödenmesine karar verilmiştir. Eksik inceleme ile karar verilemez.
Dosya kapsamından murisin sözleşme tarihi öncesinde hipertansiyon, kronik kalp hastalığı öyküsü olduğu, tedavisinin devam ettiği anlaşılmaktadır.Sigorta sözleşmesi imzalanırken Kredi … sigortası soru formunda sigortalının sağlık bildirim formunda sağlık beyanı bölümündeki, “Kalp hastalıkları, kanser, böbrek yetmezliği, karaciğer yetmezliği, felç, beyin, damar hastalıkları, sinir sistemi hastalığı veya benzeri yaşamsal risk
taşıyan herhangi bir hastalığınız bulunuyor mu? Bu tür hastalıklarla ilgili olarak ameliyat oldunuz mu veya yatarak tedavi gördünüz mü?” şeklindeki sorulara da sigortalı “HAYIR” cevabını verildiği ve murisin bu bildirimde imzasının olduğu anlaşılmaktadır.
Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında mahkemece; sigorta sözleşmelerinin karşılıklı iyiniyet ve güven esasına dayalı olarak kurulan sözleşmeler olduğu; güven ve iyiniyet ilkesi ile yasal düzenlemeler (TTK 1435 ve devamı md. gereği, sigorta yaptıranın önemli tüm hususları poliçenin tanzimi sırasında sigortacıya bildirmekle yükümlü olduğu; davacılar murisi sigortalının poliçe tanziminden önce ölüme sebep olan hastalığını sigortacıya bildirmeyerek beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığının kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı olduğu biçimde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 13/12/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.