Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/14923 E. 2021/10371 K. 14.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/14923
KARAR NO : 2021/10371
KARAR TARİHİ : 14.12.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın dava şartı yokluğundan reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, davalı borçlu …’ın alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla adına kayıtlı taşınmazı 12/10/2010 tarihinde damadının amcasının kızı davalı …’a sattığını, taşınmazın halen borçlunun damadı tarafından kullanıldığını belirterek davalılar arasındaki tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemenin, aciz belgesi yokluğundan davanın reddine ilişkin kararı, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 03/05/2016 tarih 2016/6260 Esas-2016/5362 Karar sayılı ilamı ile icra dosyası kapsamından kati aciz belgesi bulunmadığı ancak borçlunun mernis adresinde yapılan 18/06/2014 tarihli haciz tutanağından borçlunun adresinden 3 yıl önce ayrıldığı nerede olduğunun bilinmediği, borçlu ve borçluya ait mal bulunamadığının anlaşıldığı, takip dosyası kapsamından borçlunun haciz adresi dışında bilinen başka bir adresinin olmaması nedeniyle 18/06/2014 tarihli haciz tutanağının İİK’nun 105. maddesi gereğince geçici aciz belgesi niteliğinde olduğu kabul edilerek dava konusu tasarrufun İİK’nun 278, 279, 280. maddeleri kapsamında iptale tabi olup olmadığının değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuş, bozmadan sonra mahkemece ivazlar arasında bedel farkı olmadığı, davalı üçüncü kişinin borçlunun mali durumunu bildiğinin ispatlanmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dava İİK’nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
İİK’nun 280/1. maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği,aynı maddenin son fıkrasında ise ticari işletmenin veya işyerindeki mevcut ticari emtianın tamamını veya mühim bir kısmını devir veya satın alan yahut bir kısmını iktisapla beraber işyerini sonradan işgal eden şahsın, borçlunun alacaklılarını ızrar kastını bildiği ve borçlunun da bu hallerde ızrar kastıyla hareket ettiğinin kabul edildiği, bu karinenin, ancak iptal davasını açan alacaklıya devir, satış veya terk tarihinden en az üç ay evvel keyfiyetin yazılı olarak bildirildiğinin veya ticari işletmenin bulunduğu yerde görülebilir levhaları asmakla beraber Ticaret Sicili Gazetesiyle; bu mümkün olmadığı takdirde bütün alacaklıların ıttılaını temin edecek şekilde münasip vasıtalarla ilan olunduğunun ispatla çürütülebileceği hüküm altına alınmıştır.
Somut olayda, dava konusu taşınmazın et ve tavuk satış üzerine işyeri olduğu, tanık beyanlarına göre öncesinde borçlu … tarafından işletildiği, damadı …’ın onun yanında işci olarak çalıştığı, 12/10/2010 tarihli satıştan sonra aynı işyerinde 27/10/2010 tarihinde vergi kaydı ile Yıldıray Kaplan’ın aynı alanda, üçüncü kişinin kiracısı sıfatı ile faaliyete başladığı sabittir. Bu halde borçlu ile üçüncü kişi arasında yapılan satış işyeri devri niteliğinde olduğundan ve devrin yasanın aradığı koşullarda yapıldığı iddia ve ispat edilmediğinden, İİK’nın 280/3. maddesine göre iptali gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 14/12/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.