YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/12042
KARAR NO : 2012/34147
KARAR TARİHİ : 09.04.2012
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli Dolandırıcılık, Görevi Kötüye Kullanma
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Gerekçeli karar başlığındaki suş tarihlerinin her suç ve her bir sanık yönünden ayrı ayrı gösterilmemesi mahkemesince düzeltilmesi mümkün usulü eksiklik olduğundan bozma nedeni yapılmamıştır.
1-Sanıklar …, …, …, … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararlarının temyiz incelemesinde;
Sanık … … için 02.03.2004, Sanık … için 01.06.2004, sanık … için 31.12.2002,sanık … için 14.06.2004 olan suç tarihlerinden temyiz inceleme gününe kadar 765 sayılı TCK’ un 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık dava zamanaşımının dolduğu anlaşıldığından; 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’ un 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA; ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 5271 sayılı CMK’ un 223/8. maddesi gereğince sanıklar hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
2-Sanıklar …, …, …, …, hakkında nitelikli dolandırıcılık, sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık ve görevi kötüye kullanma suçlarından verilen beraat kararlarının temyiz incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;
Marmaris PTT Merkez Müdürlüğünde müdür, memur, dağıtıcı, hizmetli olarak çalışan sanıkların katılan kuruma düzenleyip ibraz ettikleri tedavi yardım beyannamelerinde, başka kamu kurumlarına bağlı oldukları için (Bağkur, SSK, Devlet) katılan kurumdan sağlık yardımından yararlanmamaları gereken yakınlarını bakmakla yükümlü olduğu aile fertleri arasında göstererek yapılan sağlık harcamalarının katılan kurum tarafından karşılanmasına sebebiyet vermeleri şeklinde belirlenen eyleminde, sanıkların beyannamelerinde gösterdikleri anne, baba, eş ve çocuklarının bağkur ve ssk kapsamında sağlık yardımına müstehak sayılmalarından dolayı tabi oldukları ilgili sosyal güvenlik kurumunun sağlık hizmetlerinden yararlanmaya hak kazanacağı ve kurumun herhangi bir zararı söz konusu olmayacağı, sanık …’in 203 sayılı tebliğ hükümlerine göre eşi adına Bağ-kur’dan belge alması gerekirken almaması nedeniyle görevi kötüye kullanma suçunu işlediği iddia edilmiş ise de kast unsurunun gerçekleşmemesine göre dolandırıcılık suçunun ve görevi kötüye kullanma suçunun oluşmadığına yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 09.04.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.