Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/12776 E. 2012/5454 K. 06.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/12776
KARAR NO : 2012/5454
KARAR TARİHİ : 06.03.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi sıfatıyla)

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, dava dışı …’e kullandırılan konut kredisine davalının kefil olduğunu, borç ödenmeyince ve gönderilen ihtarda sonuç vermeyince asıl borçlu hakkında icra takibi yaparak ipotekli taşınmazın satışını sağladıklarını, ipotek bedelini karşılamayan kısım için asıl borçlu hakkında aciz vesikası aldıklarını ve davalı hakkında icra takibi yaptıklarını, ancak davalının itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini istemiştir.
Davalı, asıl borçlu hakkında alınan rehin açığı belgesine dayanılarak asıl borçlu aleyhinde yapılan icra takibi henüz sonuçlanmadığından ve başvuru yolları tüketilmeden aleyhine icra takibi yapılamayacağını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, asıl borçlu aleyhine yapılan icra takibi semeresiz kalmadan davalı aleyhinde icra takibi yapılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine %40 oranındaki kötü niyet tazminatının davacıdan tahsilen karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İİK.nun 67/2.maddesi uyarınca icra takibimde bulunan alacaklı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi içinicra takibinin haksız olmasının yanısıra,icra takibininde
2011/12776-2012/5454
kötüniyetle yapılmış olması gerekir. Salt icra takibinin haksız olması tazminat için yeterli değildir. Dava konusu olay incelendiğinde davacı bankanın aradaki hukuki ilişkiye dayanarak yaptığı icra takibinde kötüniyetli olduğu ispat edilemediğinden davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, değinilen bu yön göz ardı edilerek davacı aleyhine kötüniyet tazminatını hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden usulün 438/7.maddesi gereğince hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca mahkeme kararın 2 numaralı bendinin bütünüyle karardan çıkartılarak yerine aynen (yasal koşulları oluşmadığından davalının kötüniyet tazminatının tahsiline ilişkin talebinin reddine) sözlerinin yazılmasına, hükmün bu değiştirilmiş ve düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, 6.3.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.