Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/16640 E. 2012/42039 K. 25.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/16640
KARAR NO : 2012/42039
KARAR TARİHİ : 25.09.2012

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; Sanığın Elazığ Merkez … Köyünde bulunan … parsel numaralı taşınmazları ile ilgili olarak 2002, 2003, 2004 ve 2005 yıllarında doğrudan gelir desteğinden yararlanmak amacıyla Elazığ İl Tarım Müdürlüğüne müracaat ettiği, müracaatta bulunduğu 224.05 metrekare üzerinden, 2002, 2003, 2004 ve 2005 yıllarında doğrudan gelir ödemesinden yararlandığı, bunun için Elazığ İl Tarım Müdürlüğüne sunmuş olduğu müracaatına ekli bulunan tapu fotokopilerinde oynama yaparak taşınmaz miktarlarını fazla gösterdiği, eylemin bu hali ile bir bütün olarak kamu kurumu aleyhine dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair karar verilmiş olduğu anlaşılmakta ise de;
Sanık hakkında sahtecilik suçundan 765 Sayılı yasanın 342/1 (5237 Sayılı yasanın 204/1) maddesi gereğince cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasında; Adli Emanetin 2007/566 sırasında kayıtlı bulunan ve Elazığ 1.Bölge Tapu Sicil Müdürlüğü memuru tarafından onaylanan tapu kayıtları esas alınarak eylemin gerçekleştirildiği görülmekle, bu belgelerin resmi evrak niteliğinde bulunmasına rağmen resmi belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulmadığı belirlenmiş ise de: bu konuda zamanaşımı süresi içerisinde karar verilmesi mümkün görülmüştür.
Yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Sanığa belirtilen yıllar için hangi tarihlerde ödeme yapıldığı belirlenerek her yıl için suç tarihinin ve her yıl için yapılan ödeme miktarının banka ve kmu kurumundan sorularak kesin olarak tespit edilmesi, 01/06/2005 tarihinden önce işlenen suçlar açısından, 5237 sayılı TCK’nın 7/2 ve 5252 sayılı yasanın 9/3 maddeleri kapsamında suç tarihinde yürürlükte bulunan yasa ile önceki ve suç tarihinden sonra yürürlüğe giren yasanın bütün hükümlerinin olaya uygulanarak lehe yasanın tespit edilmesi, zamanaşımı süresi dolan yıllar için sanığın lehine olan ve eylemine uyan 765 sayılı TCK’nın 504/7 maddesi ve aynı yasanın 102/4, 104/2 maddeleri ile 5271 sayılı CMK’ un 223/8. maddesi gereğince zamanaşımı hususunun değerlendirilmesi; 01/06/2005 tarihinden sonra işlenen suç açısından, 2005 yılı için DGD ödeme miktarı da gözetilerek, 5237 sayılı TCK’nın 158/1-e. maddesi kapsamında sadece belirtilen yıl için sanık hakkında hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi,
2-Kabule göre;Sanık hakkında 158/1-e maddesi gereğince temel ceza belirlenirken hapis cezasının alt sınırı 3 yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamayacağı belirtilmesine göre, mahkeme tarafından 2 yıl hapis ve 120 gün adli para cezası olarak temel cezanın tayini sureti ile eksik ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca sanığın kazanılmış haklarının saklı tutularak BOZULMASINA, 25.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.