YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1171
KARAR NO : 2013/4125
KARAR TARİHİ : 06.03.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanıkların daha önceden inşaatlarda işçilik, ustalık gibi işler yaparken gerçekte müteahhit olmadıkları halde Ticaret Odasına … müteahhitliği kaydı yaparak … … ve … … adları altında … müteahhitliği faaliyetlerine başladıkları, bu amaçla Mamak bölgesinde arsa payı karşılığı kat mülkiyeti sözleşmeleri ile olaydan önceki günlerde bir kaç bina yapıp kendilerine düşen daireleri başkalarına satıp çevreye güven verdikleri, akabinde daha güzel, daha yeni konutlar yapacaklarını söyleyerek yine arsa payı karşılığı kat mülkiyeti sözleşmeleri yaptıklarından bahisle bir kısmı katılanlar olmak üzere bir çok insana inşaatına başlanmamış yada inşaatına sadece temel atmak gibi basit şekilde başlanmış binalardan daireleri satmayı kararlaştırdıkları, bu amaçla bina yapımına başlanmadan gayrimenkul sahipleri ile düzenleme şeklinde mal satış vaadi ve kat karşılığı … sözleşmesi düzenledikleri, bu parsel üzerinde yapacakları daireleri … aşamasında iken satmaya başladıkları, arsa sahibi ile yapılan sözleşmenin 24.02.2006 tarihli olmasına rağmen önceki tarihte katılanlardan …’e dairenin satışı yapıp peşinat aldıkları, sözleşmede yapılacak daireden kendilerine 14 pay düşmesine rağmen 18 daireyi bazıları da katılanlar olacak şekilde sattıkları, … civarında bulunan başka parseller üzerinde de bina yapacakları vaadi ve inancı ile yine bir kısmı katılanlar olmak üzere bir çok kişiden sözleşme yapıp satış karşılığı para aldıkları, hatta inandırıcılığı arttırmak amacı ile ev sattıkları kişilere teslim tarihine kadar başkalarından kiraladıkları yada kendilerinin olduğunu söyledikleri dairelerde oturmalarını istedikleri, bazı katılanlarında bu evlerde oturmaya başladıkları, ilk başlarda ödenen kira paralarının daha sonradan ödenmediği, katılanların yaptığı araştırmada kiralanan ya da kendilerine verilen dairelerin sanıklara ait olmadıklarını öğrendikleri, hatta bir kısmının icra zoruyla evleri boşaltmak zorunda kaldığı olayda, dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 06/03/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.