YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/16622
KARAR NO : 2012/44663
KARAR TARİHİ : 03.12.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu Malına Zarar Verme, Tehdit, Hakaret
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Anayasa Mahkemesi’nin 23/07/2009 gün ve 2006/65-2009/11 E-K sayılı iptal kararının yürürlüğe girdiği 07/10/2010 tarihinden, 6217 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 14.04.2011 tarihine kadar verilen tüm adli para cezalarının miktara bakılmaksızın temyize tabi olması karşısında, sanık … hakkındaki hükmün kesin nitelikte olması nedeniyle, katılanın temyiz başvurusunun reddine dair görüş belirten tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmeyerek yapılan incelemede;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Sanıklardan Nazmi, … ve …’in, … Gazi Belediyesine ait çalışanların kendi aralarında düzenlemiş oldukları tavla turnuvasını 27/03/2007 tarihinde cep telefonu ile kayıt etmeye çalışan katılanla aralarında çıkan tartışmada katılana hitaben “çık lan buradan dışarı şerefsiz” türünden sözlerle hakaret ettikleri, bu olaydan sonra 29/03/2007 tarihinde bu kez …’nın katılana hitaben “kamerayı kafanda kırarım, yav kırarım bir yanlarını, senin yaptığın kıllık, senin yaptığın ne memurluğa sığır, ne başka şeye, cahil olma, cahil, kamerayı alır kırarım kafanda, la yürü, la yürü” türünden tehdit ve hakaret içeren sözler söylediği ve sanıklardan Ender’in de katılanın elinden yere düşen cep telefonunu alarak kırmak suretiyle malına zarar verdiği, sanık …’un ise katılanın yüzünde gözlüğü olduğunu görmesine rağmen yaralama kastıyla gözlüğüne gelecek şekilde yüzüne yumruk vurduğunun iddia edildiği somut olayda;
1-Sanıklardan … hakkında mala zarar verme; … için hakaret suçundan kurulan beraat kararları ile … hakkında mala zarar verme suçunu işlediğinden bahisle tesis edilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz itirazlarının yapılan incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında hakaret ve tehdit; diğer sanıklar Nazmi ve … hakkında ise hakaret suçlarından hükmolunan mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a) Sanık …’nın katılana hitaben “kamerayı kafanda kırarım, yav kırarım bir yanlarını” şeklindeki sözlerinin 5237 sayılı TCK.nın 106/1-1.cümlede yer alan tehdit suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek sair tehdit suçundan hüküm kurulmak suretiyle eksik ceza tayin edilmesi,
b) Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 2008/11-250 esas, 2009/13 sayılı kararında da kabul edildiği gibi, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde nazara alınacak zararın maddi zarar olduğu, manevi zararı kapsamadığından hareketle, sanıkların katılana karşı gerçekleştirdiği hakaret, ve tehdit suçlarını işledikleri somut olayda, katılan yönünden oluşmuş maddi bir zarardan ve bu zararın giderilmesinden bahsedilemeyeceğinden, sanık …’nın sabıkasına esas ilamlarının getirtilip, 6352 sayılı Kanun kapsamında kalıp kalmadığının belirlenerek silinme koşullarının oluşup oluşmadığının araştırılmasından sonra, bu sanıklar yönünden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümlerinin değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, mahkemece, yasal ve yeterli olmayan şekilde katılanın zararının giderilmediği gerekçesine dayanarak 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılanın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.