YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/1836
KARAR NO : 2013/15343
KARAR TARİHİ : 10.10.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanık …’in kendisini şirket sahibi, diğer sanığın da şoförü olarak tanıtarak, katılanın satılığa çıkardığı otomobilini satın alma konusunda anlaştıkları, ertesi gün buluşup, aracın devri yapıldıktan paranın bankadan havale yoluyla katılana gönderilmesini kararlaştırdıkları, sanıkların bir kaç gün önce kiralayıp, … yeri adresi olarak verdiği yere gelen katılanın aracın ruhsat sahibi şahsa haber vererek noterde sanık …’ye aracın devrinin yapldığı, diğer sanık …’in muhasebecisi olduğunu söylediği şahıs ile telefonda konuşarak paranın katılan adına gönderilmesi talimatı verdikten sonra, bankanın çok yoğun olduğunu, işlemin öğleden sonraya kaldığını beyan ederek katılanı gönderdiği, paranın gönderilmemesi üzerine katılanın sanıkları aradığında, parayı nakit olarak katılanın … yerine getireceklerini söylemelerine rağmen, … yeri olarak bildirdikleri adresi de kapatarak ortadan kayboldukları anlaşılmakla; sanıkların kendilerini şirket sahibi ve şoförü olarak
tanıtıp, bir kaç günlüğüne kiraladıkları yeri … yerleri olarak gösterip, muhasebeciye para transferi talimatı vermiş izlenimi yaparak hileli davranışlarıyla katılanı yanılgıya düşürüp haksız menfaat temin etmeleri karşısında, eylemin hukuki ihtilaf mahiyetinde olması nedeniyle sanıkların beraatlerine karar verilmesi yönündeki tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmeyerek, sanıkların mahkumiyetlerine dair kabulde isabetsizlik görülmemiştir.
Dosya içerisindeki adli sicil kaydına göre tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık … hakkında, 5237 sayılı TCK’nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi gerektiğinin gözetilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık … ve sanık … müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan açılan davada, TCK’nın 157. maddesinin sevk maddesi olarak gösterilmediği, Cumhuriyet savcısının esas hakkında mütaalasını verdiği 21.04.2009 tarihli oturumda sanık …’in hazır bulumadığı anlaşılmakla, CMK’nın 226. maddesine muhalefet edilerek, sanık … hakkında TCK 157. maddeden ek savunma verilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Sanık … müdafiinin 26/05/2009 tarihli celsede lehe hükümlerin uygulanması yönündeki talebi karşısında, 5237 sayılı TCK’nın 50., 51. ve 52/4. maddelerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … ve sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.