Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/7993 E. 2022/905 K. 08.02.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/7993
KARAR NO : 2022/905
KARAR TARİHİ : 08.02.2022

MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 17.09.2020 tarih ve 2020/132 E. – 2020/242 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin ‘’ELEGANT’’ ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu ve markaları uzun yıllardan bu yana kullanıldığını, davalının 10.12.2015 tarihinde “Ö E ÖZGÜR ELEGANT SHOES+şekil” ibareli marka tescil başvurusuna müvekkilince iltibas ve tanınmışlık vakıasına dayanarak yapılan itirazın nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, davalı markasının tescilinin müvekkilinin “Elegant” unsurlu markaları ile iltibasa sebebiyet vereceğini, onların tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağını ileri sürerek YİDK’nın 2017-M-1608 sayılı kararının iptaline, davalı markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı TPMK vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı … vekili, zarif anlamına gelen “Elegant” ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğunu, başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, davacının itirazına mesnet markalarının “Elegant” ibareli oldukları, markalardaki asıl ve ayırt edici unsurunun “Elegant” ibaresinden oluştuğu, “Elegant” ibaresinin zarif anlamına geldiği ve marka kapsamındaki ürün ve hizmetler bakımından derhâl ve doğrudan doğruya ürün ve hizmetlerin cinsini, vasfını veya herhangi bir hâlini belirtmediğinden somut ve soyut olarak ayırt edicilik vasfının bulunduğu, uzun süreli kullanımla ayırt ediciliğinin yükselmiş olduğu, davalı başvurusundaki asıl ve ayırt edici unsurun “Elegant” sözcüğü olduğu, davacı markaları ile başvuru konusu işaretin özellikle aynı tür ürün ve hizmetleri kapsaması sebebiyle görsel, sescil ve anlamsal olarak karışıklığa neden olacak derecede benzer oldukları, davacının “Elegant” ibareli seri markalarının bulunduğu, davalı başvurusunun da bu seri markaların arasına sızdığı gerekçesiyle davanın kabulüne, TPMK YİDK’nın 2017-M-1608 sayılı kararının iptaline, davalı adına tescilli 2015/101386 sayılı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiş, karara karşı davalı kurum vekili ile davalı … vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesinde; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı … ve davalı Kurum vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Kararı, davalı Kurum vekili temyiz etmiştir.
İlk derece mahkemesince, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, taraf markalarının ortak unsuru olan ”Elegant” ibaresinin günlük kullanımı yaygın olan ibare olması nedeniyle markasal ayırt edici niteliğinin zayıf olduğu, 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi kapsamında yapılan değerlendirmede davalı …’nin ”Ö E ÖZGÜR ELEGANT SHOES+şekil” markasının davacının ”Elegant” esas unsurlu markalarından farklı olduğu ve markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerliğin bulunmadığı, dava konusu TPMK YİDK’nın 2017/M-1608 sayılı kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava, davalı … başvurusu üzerine verilen davalı Kurum YİDK kararının iptali ve davalı markasının hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince 2017/171 esas, 2017/437 karar numaralı karar ile YİDK kararının iptaline ve davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmiş, karar her iki davalı tarafından istinaf edilmiş ise de, bölge adliye mahkemesince verilen istinaf istemlerinin esastan reddine ilişkin karar, yalnızca davalı Kurum tarafından temyiz edilmiş ve hükümsüzlüğe ilişkin karar kesinleşmiştir. Zira, Dairemizin yerleşik kararları gereği YİDK kararlarının iptaline ilişkin davalarda, TPMK ve marka yahut başvuru sahipleri zorunlu dava arkadaşı olup; hükümsüzlük davalarında ise husumet yalnızca marka sahibine düşmektedir.
Mahkemece kurulan son kararda dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davası olarak nitelendirilip; hükümsüzlük istemine ilişkin talep kısmı açıkça belirtilmeksizin hükümsüzlük istemini de içine alacak şekilde davanın reddine karar verilmiş, buna bağlı olarak da her iki davalı için yargılama giderlerine hükmedilmiştir. Bu durumda mahkemece temyiz edilmeksizin kesinleşen hükümsüzlük davası yönünden karar içerisinde bir bütün oluşturacak biçimde karar verilmesi gerekirken her iki talebi kapsar biçimde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 numaralı bentte açıklanan ve re’sen tespit olunan nedenlerle kararın BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 08/02/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.