Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/10345 E. 2012/42128 K. 26.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/10345
KARAR NO : 2012/42128
KARAR TARİHİ : 26.09.2012

Resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından şüpheliler …, … ve … haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 21/10/2011 tarihli ve 2011/25311 soruşturma, 2011/29708 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin, mercii Yalova Ağır Ceza Mahkemesinin 15/12/2011 tarihli ve 2011/2575 müteferrik sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 07/06/2012 gün ve 2012/9947/33881 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25/06/2012 gün ve 2012/158953 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, şüphelilerden …’ın suça konu çekler üzerindeki adına sahte olarak atıldığı iddia edilen imzaların kendisine ait olduğunu beyan ettiğinden bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet Savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve … bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 14/11/2007 tarihli ve 2007/9636-9375 sayılı ilanımda da belirtildiği üzere, müştekinin yetkisi olmadığı halde şüphelilerden …’ın şirket yetkilisi … adına düzenlenen belgelerde kendi imzasını kullandığı yolundaki iddialarının araştırılmadığı, şüphelilerin beyanlarına başvurulmadığı, suça konu olduğu iddia edilen belgeler üzerinde bulunan imzaların kime ait olduklarının araştırılmadığı, ortada 5271 sayılı Kanun’a uygun bir soruşturmanın bulunmadığı bir durumda, anılan Kanun’un 160. maddesi ve diğer maddeleri uyarınca soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden Yalova Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 15.12.2011 gün ve 2011/2575 D. … sayılı kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309.maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmek üzere dosyanın Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.