Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/1230 E. 2013/15261 K. 09.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/1230
KARAR NO : 2013/15261
KARAR TARİHİ : 09.10.2013

MAHKEMESİ :Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek … gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Suça sürüklenen çocuğun, 21.02.2008 tarihinde katılan …’nin internet üzerinden satmak istediği ikinci el bilgisayara müşteri olduğu, bilgisayarı satın almak için katılan ile internet ortamında bağlantıya geçtiği ve internetteki sisteme bu yönde mesaj bıraktığı, aralarında alım satım ile ilgili olarak internet üzerinden konuştukları, tarafların bilgisayarın fiyatı olan 1.950 TL.de anlaştıkları ve suça sürüklenen çocuğun, malın kargoya verildiğinde parayı yatıracağını belirttiği, bunun üzerine katılanın bilgisayarı kargoya verdiği ancak kararlaştırıldığı üzere suça sürüklenen çocuğun, bilgisayar ücretini katılana göndermediği ve bilgisayarı kargoya verilmesinden sonra üç saat içerisinde kargodan bilgisayarı teslim aldığı; 06.08.2007 tarihinde ise katılan … tarafından internet ortamında “gittigidiyor.com” sitesine satışa konulan laptop bilgisayara alıcı olmak için mesaj gönderdiği ve laptopu almak istediğini bildirdiği, kendisinin kullanmış olduğu MSN adresinden katılan ile yazışmaya başladığı, suça sürüklenen çocuğun kendisini … olarak tanıttığı, tarafların bilgisayarın satışında 2.250 TL’ye anlaştıkları, bilgisayarı katılanın kargoya verdiği, suça sürüklenen çocuğun … takma adıyla kargodan bilgisayarı teslim aldığı ancak parasını yatırmadığı; 10.08.2007 tarihinde ise suça sürüklenen çocuğun, kendisinin internet ortamında “gittigidiyor.com” adresinde satmak için bir bilgisayar ilanı verdiği, bu ilanda kendisini … olarak tanıttığı, bilgisayarın fiyatında yine internet ortamında katılan … ile anlaştıkları, daha sonra katılan ile telefon ile görüştükter sonra kendisi ile Kadıköy’de buluştuğu, bu buluşma sırasında hakkında ayrıca dava açılan suça sürüklenen çocuğun babası Sabahattin Boyacı’nın da bulunduğu, katılanın nakit 1.370 TL vererek suça sürüklenen çocuğun getirdiği bilgisayarı aldığı, suça sürüklenen çocuğun elinde bir bilgisayar daha olduğunu bunu da satabileceğini
söylediği, ertesi gün bu bilgisayar için telefonda görüştükleri, suça sürüklenen çocuğun bilgisayarı kargoya verdiğini bildirdiği bunun üzerine katılanın kargoyu arayarak kontrol ettiği, kargodan kendisine bir paket olduğunu anlaması üzerine kararlaştırdıkları 1.500 TL yi havale ettiği, ancak kargoyu aldığında içinde kağıt parçalarının bulunduğu, bu şekilde suça sürüklenen çocuğun bilgisayarın ücretini almasına rağmen karşılığında bilgisayarı göndermediği, anlaşıldığından, mağdur sayısınca dolandırıcılık suçunu işlediği somut olayda; suça konu internet ilanları dosyaya getirtilip, suça sürüklenen çocuğun verdiği ilanların değerlendirilerek, ilanda aldatıcılık özelliği olan cümleler veya resimler bulunup bulunmadığı tespit edilip, hilenin varlığı halinde eylemin 5237 sayılı TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturacağı; ilanda hile bulunmayıp, sadece haber verme şeklinde ise ve aldatıcılık özelliği sadece şahıslarla birebir konuşma sırasında oluşmuşsa, eylemin aynı Kanunun 157. maddesinde düzenlenen basit dolandırıcılık kapsamında olacağı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin, bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 09.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.