YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10024
KARAR NO : 2012/321
KARAR TARİHİ : 17.01.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalı şirketle imzalamış olduğu 30.10.2001 tarihli “Avukatlık Sözleşmesi” gereğince, davalı şirkete hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti verdiğini, davalının 2006 yılından itibaren sözleşmenin 8. maddesi gereğince ödemesi gereken aylık ücretleri ödemediğini, bu nedenle 19.6.2008 tarihli ihtarla sözleşmeyi feshederek ücret alacaklarının tahsili için takip başlattığını, ancak davalı tarafından takibe haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, %40 inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacı ile imzalanan sözleşmenin bir yıl süreli olduğunu, feshedilmeyen sözleşmenin ikinci yılın sonuna kadar devam edip, 30.10.2003 tarihinde de sona erdiğini, bu tarihten sonra ise yazılı bir sözleşmenin yapılmadığını, 30.10.2003 ile 30.12.2005 tarihleri arasında, yapılan sözlü anlaşmaya göre davacının avukatlık hizmeti verdiğini, bu tarihler arasında verilen hizmetin de davacı tarafından kesilen serbest meslek makbuzları karşılığı ödendiğini, davacıya karşı herhangi bir borçları bulunmadığını, 2006 yılı başından itibaren başka bir avukatla sözleşme yapıldığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmenin 30.12.2003 tarihine kadar geçerliliğini sürdürdüğü, bu nedenle bundan sonraki dönem bakımından sözleşmenin 8. maddesine dayanılarak ücret talep edilemeyeceği kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş, hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dava, vekalet ücreti alacağının tahsili istemine ilişkin olup, davacı, taraflar arasındaki 30.10.2001 tarihli sözleşemeye dayanarak, 2006 yılından itibaren ödenmeyen aylık ücretlerinin tahsili istemiyle takip başlatmış olup, davalı ise bir yıllık süre ile yapılan sözleşmenin, sürenin sona ermesinden sonra bir yıl daha uzatıldığını, 30.10.2003 tarihinden sonra ise yazılı bir sözleşme yapılmadan sözlü anlaşma ile davacıdan vekalet hizmeti alındığını, ancak bu hizmetin karşılığının da davacıya ödendiğini, 2006 yılı başından itibaren de başka bir avukatla sözleşme yapıldığını, davacıya borçlu olmadığını savunmuştur.
Taraflar arasındaki 30.10.2001 tarihli “Avukatlık Sözleşmesi” başlıklı sözleşmenin 8. maddesinde, avukata asgari ücretin iki katı brüt tutarı üzerinden her ayın biri ile beşi arasında ücret ödeneceği kararlaştırılmış olup, 9. maddesinde de, sözleşme süresinin bir yıl olup, feshedilmediği sürece bir yıl daha uzatılmış sayılacağı belirtilmiştir. Davalı, sözleşmenin 30.10.2003 tarihinde sona erdiğini, bu tarihten sonra sözlü olarak yapılan sözleşmeye göre de davacıya tüm ücretlerinin ödendiğini, 2006 yılı başından itibaren davacı ile aralarında herhangi bir akdi ilişkinin bulunmadığını savunmuşsa da, bu iddiasını yasal delillerle ispat edememiştir. Davalının bu dönem içinde başka bir avukatla sözleşme yapmış olması da, sonuca etkili değildir. 2006 yılından itibaren, davacı avukatla yapılan sözleşmenin, “yenilenmeyerek feshedildiği” konusundaki ispat yükü, davalıya ait olup, davalı bu konudaki ispat yükümlülüğünü yerine getiremediğine göre, mahkemece davacının talep edebileceği aylık ücret alacakları belirlenip, sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerekir.
2-Bozma nedenine göre davalının temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: 1. Bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün, temyiz eden davacı yarına BOZULMASINA, 2. bent gereğince davalının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 17.2.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.