YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/16294
KARAR NO : 2012/42024
KARAR TARİHİ : 25.09.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’un 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda, sanığın, arkadaşı …’in asker arkadaşı olan mağdur …’u arayarak bir akrabasının altın bulduğunu söylediği ve mağduru İzmir’e davet ettiği, mağdurun da dayısı mağdur …’ten temin ettiği parayı alıp dayısıyla birlikte İzmir iline geldikleri, sanığın mağdurlara bir poşet göstererek altınların poşetin içerisinde olduğunu söylediği, mağdurların önce altınları göstermelerini söylemelerine rağmen sanığın önce paranın verilmesini istediği, paranın sanığın arkadaşı Ali’ye verilmesinden sonra altının gösterilmesi hususunda taraflar arasında tartışma yaşandığı, o sırada olay yerinden geçen jandarmanın durumu farkettiği, sanığın parayla birlikte kaçarken yakalandığı, sahte olan ve sarı renkli demir parçalarına el konulduğu, sanığın suçu kabul ettiği olayda sanığın mağdurlar aleyhine haksız menfaat temin etmeye teşebbüs etmesi karşısında mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Dosya içerisindeki adli sicil kaydına göre, tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında, 5237 sayılı TCK’ nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmamasındaki isabetsizlik aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın sair temyiz itirazlarının reddine , Ancak;
5271 Sayılı CMK’nın 326/2. maddesi uyarınca iştirak halinde işlenen suçlarda Sanık … ile hükmü temyiz etmeyen …’in sebebiyet verdikleri yargılama giderlerinden ayrı ayrı sorumlu oldukları gözetilmeden yazılı şekilde yargılama giderinin “müteselsilen” tahsiline karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş olduğundan hükmün, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK ‘un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan hüküm fıkrasından “müteselsilen” ibaresinin çıkarılıp yerine “eşit olarak” denilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 25/09/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.