YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/16703
KARAR NO : 2012/42145
KARAR TARİHİ : 26.09.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın daha önceden kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CYY’nın 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dosya içerisindeki adli sicil kaydına göre tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi hususu, aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden almak, hırsızlık suçunun temel şeklidir. Taşınır malın alınmasının suç oluşturabilmesi için, zilyedinin rızasının bulunmaması gerekir. Güveni kötüye kullanma suçunda ise, başkasına ait olup da, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyetliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyetliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunan veya bu devir olgusunu inkar eden kişi, şikayet üzerine, cezalandırılmaktadır. Zilyetlik rızayla faile devredilmelidir.
Somut olayda; sanığın, bir yeri arayacağını söyleyerek, müştekiden aldığı cep telefonunu iade etmediği ve telefonu alarak, olay yerinden uzaklaştığı dikkate alınarak; eylemin hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin güveni kötüye kullanma suçundan mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabule göre;
Sanığın 12/07/2007 tarihli celsede ‘babam daha sonra yeni cep telefonu alarak şikayetçiye verdi’ şeklindeki beyanı karşısında; bu husus araştırılarak sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nun 168.maddesindeki etkin pişmanlık hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmemesi,
Hapis cezası “suçun işleniş şekli“ nazara alınarak takdiren asgari hadden tayin olunduğu halde aynı gerekçe ile hapis cezası yanında hükmolunan adli para cezasının birim gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak 30 gün olarak tayini suretiyle gerekçede çelişkiye düşülmesi,
Bozmayı gerektirmiş, temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayııl CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.