Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/1786 E. 2013/20752 K. 24.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/1786
KARAR NO : 2013/20752
KARAR TARİHİ : 24.12.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanık …’un yarı hissesi ağabeyi olan diğer sanık …’a, yarı hissesi de diğer sanık …’ye trafikte kayıtlı bulunan 1993 model … plakalı aracı 8500 TL karşılığı şikayetçiye sattığı ve teslim ettiği, pazartesi gününden önce ise satışı vereceğinin belirtildiği, buna rağmen satışın verilmediği,sanık … tarafından ağabeyim … cezaevine düştü, daha sonra vekaletname alacağım, devrini vereceğim, şeklinde bahaneler yaratarak şikayetçiyi oyaladığı,olay günü ise; bu konuyu görüşmek için şikayetçiyi Birader isimli restoranta çağırdığı,şikayetçinin aracı ile olay yerine geldiği aracı restorana yakın olan bir yere park ettiği, sanık …’ ın konuşmalar arasında aracın yerini öğrendiği ve telefon ile diğer sanık …’ye bildirdiği, …’nin de kendisinde bulunan yedek anahtar ile arabayı alarak uzaklaştığı anlaşılmış olup sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde dolandırıcılık suçunu işledikleri anlaşılmakla,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşankanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Sanıklar hakkında temel ceza tayini sırasında hürriyeti bağlayıcı ceza alt sınırdan belirlendiği halde adli para cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak tespit edilmesi,
2-TCK’nın 53.maddesinin 3.fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “ velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun” sadece sanıkların kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş,sanık … Güzelcan ve sanıklar müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “100 gün” ve “2000 TL”adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün” ve “100 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi, hüküm fıkrasında yer alan ; 5237 sayılı TCK’nın 53.maddesinin uygulanmasına ilişkin bentlerin çıkartılarak yerine “sanıkların, 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 1.fıkrasının a, b, c, d, e bentlerinde belirtilen haklarından, mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise 1-c bendindeki haklardan koşullu salıverme tarihine kadar yoksun bırakılmasına” yazılması suretiyle, sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 24.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.