YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/10189
KARAR NO : 2012/44661
KARAR TARİHİ : 03.12.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu malına zarar verme, görevli memura direnme,kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Hakaret suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına yönelik temyiz itirazlarının yapılan incelemesinde;
5271 Sayılı CMK’un 231.maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan “hükmün açıklanmasını geri bırakılmasına” ilişkin karara karşı aynı kanunun 231/12.maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığından 5271 Sayılı CMK’un 264.maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunda merciin belirlenmesinde yanılma, başvuran sanığın haklarını ortadan kaldırmayacağından temyiz dilekçesinin itiraz dilekçesi olarak kabulü ile görevli ve yetkili ilk derece mahkemesince itiraz konusunda inceleme yapılması için, dosyanın incelenmeksizin iade edilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,
2-Mala zarar verme suçundan kurulan hükmün temyiz incelenmesinde;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Somut olayda; sanığın, işletmiş olduğu Mad bar isimli … yerinin kapanma saati geçtiği halde yüksek sesle müzik yayını yaparak çevreyi rahatsız etmesi dolayısıyla görevli polis olan şikayetçilerin giderek onu uyardıkları, sanığın da şikayetçi … ile …’e hitaben “siz benim kim olduğumu biliyor musunuz, sizin ananızı sinkaf ederim, sizi öldürürüm, benim ekmeğimle mi oynamak istiyorsunuz … yerimden s….. gidin” diyerek üzerlerine saldırdığı ve onlara yumruk atmaya çalışarak görevlerini
yapmalarına engel olduğu, bu sırada şikayetçiler …, … ile …’i basit tıbbi müdahale ile iyileşecek şekilde yaraladığı, polis aracına bindirilip götürülmek istendiği sırada şikayetçilere hitaben “sizi buradan sürdüreceğim, hepinizin anasını sinkaf edeceğim” dediği ve polis otosunun arka tarafından olan yan cama kafa vurarak camın kırılmasına sebep olduğu anlaşıldığından, eyleminin mala zarar verme ve görevli memura direnme suçlarını oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
3-Görevi yaptırmamak için direnme suçundan kurulan mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Şikayetçilerin ve tanıkların anlatımlarından olayın, işyerinin kapatılması gereken saatte açık olması nedeniyle tutanak tutulmak istenmesinden kaynaklandığı, müştekilerin haksız bir hareketinin söz konusu olmadığı, bu nedenle de TCK.nın 29. maddesinin yasal koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla, bu yönden bozma isteyen tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Görevi yaptırmamak için direnme suçunun, sanık tarafından birden fazla polis memuruna karşı cebir ve tehdit kullanılarak hukuksal anlamda tek bir fiil ile gerçekleştirilmiş olması nedeniyle CGK.nın 02.03.2010 gün ve 2009/9-259-2010/47 E-K sayılı kararında da belirtildiği üzere aynı nev’iden fikri içtimanın koşulları gerçekleştiği halde, bu suçtan tayin olunan cezadan 5237 sayılı TCK’nın 43/2. maddesi gereğince artırım yapılmaması,
2-Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 gün ve 250/13 sayılı kararında açıklandığı üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 5271 sayılı CMK’nın 231/6-c madde ve bendinde ön koşul olarak işaret olunan zarar kavramı kanaat verici basit bir araştırma ile belirlenebilir, ölçülebilir maddi zararlara ilişkin olduğundan hareketle; sanığın eylemi ile doğrudan bağlantılı olarak oluşmuş somut bir zararının bulunmadığı gözetilmeden sanık hakkında eylemi nedeniyle verdiği zararı karşılamadığından bahisle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sonuç ceza miktarı yönünden kazanılmış hakların saklı tutulmasına, 03.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.