Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/13691 E. 2013/16151 K. 30.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/13691
KARAR NO : 2013/16151
KARAR TARİHİ : 30.10.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık,resmi belgede sahtecilik,mühürde sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet,beraat,hükmün açıklanmasının geri bırakılması

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Katılan … vekilinin, sanıklar … ve … hakkında 26.10.2009 ve 19.03.2009 tarihli iddianamelere ilişkin nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları ve sanıklar ……ve … hakkında 22.06.2009 tarihli iddianameye ilişkin dolandırıcılığa teşebbüs ve resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen beraat kararları ile, sanık … hakkında 03.03.2009 tarihli iddianameye ilişkin resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararlarına yönelik ; katılan … vekilinin sanık … hakkında verilen kararla yönelik; katılan … vekilinin sanık … hakkında 22.06.2009 tarihli iddianameye ilişkin nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararına yönelik; katılanlar TTK, …, ve Halkbankası vekillerinin sanıklar … … ve…hakkında mühürde sahtecilik suçundan verilen beraat kararlarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
5271 Sayılı CMK’nın 231. maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” ilişkin karara karşı aynı kanunun 231/12. maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığı, sanıklar hakkında 21.06.2012 tarihinde verilen, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karara karşı katılan … vekilinin, 22.06.2012 havale tarihli dilekçesi ile yaptığı itirazı üzerine, …1.
Ağır Ceza Mahkemesi’nin yaptığı inceleme sonucunda verdiği 05.11.2012 tarih ve 2012/720 D…. sayılı red kararı ile verilen hükmün kesinleştiği,
Katılan Halkbankasının 22.06.2009 tarihli iddianameyle sanıklar … … ve…hakkında dolandırıcılığa teşebbüs ve resmi belgede sahtecilik suçlarından açılan kamu davaları ile, sanık … hakkında 03.03.2009 tarihli iddianameyle resmi belgede sahtecilik suçundan açılan kamu davasında, suçtan zarar görmediği ve bu davalara katılma hakkı olmadığı,
…’tan sahte belgelerle 8.000 TL’lik taşıt kredisi çekilmesi olayına ilişkin 23.01.2009 tarihli iddianamede sadece sanık … hakkında dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarından kamu davası açıldığı, sanık … hakkında …’a yönelik eyleminden dolayı kamu davası açılmadığı, bu nedenle sanık …’in eylemlerinden dolayı katılan …’ın zarar görmediği ve bu davaya katılma hakkı olmadığı,
22.06.2009 tarihli iddianamede sanık …’un sahte çeki tahsil amacıyla Yapı Kredi Bankasına ibraz ettiğinden bahisle nitelikli dolandırıcılık suçundan kamu davası açıldığı, sanığın bu eylemlerinden dolayı katılan …’nın zarar görmediği ve bu davaya katılma hakkı olmadığı,
21.05.2010 tarihli iddianamede, sanıklar … … ve …n sahte belgelerle … Bankası …… Şube Müdürlüğüne müracaat ederek 22.000 TL taşıt kredisi başvurusunda bulunduklarından bahisle haklarında ayrıca mühürde sahtecilik suçundan kamu davası açıldığı, katılanlar TTK, … ve Halkbankası’nın sanıkların bu eylemlerinden dolayı zarar görmedikleri ve bu davaya katılma hakkı olmadıkları,
Anlaşıldığından, katılanlar TTK,…,… ve Halkbankası vekillerinin temyiz isteminin, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi gereğince REDDİNE,
2-26.10.2009 tarihli iddianameye ilişkin sanıklar … ve … hakkkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik katılan … vekili ile sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-j bendinde,dolandırıcılık suçunun, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, işlenmesi nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın, sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa, dolandırıcılıktan bahsedilemez, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir.
Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanununun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler, bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır.
Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa, basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Somut olayda; sanık …’nin kendi adına kredi çekme imkanı bulunmamasından dolayı diğer sanık … ile fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek, sanık …’in o tarihlerde TTK’da çalışmamasına rağmen, sanık …’un … adına temin ettiği sahte personel kartı, maaş bordrosu ve icrası yoktur yazısı ile birlikte Halk Bankası Şube Müdürlüğüne hitaben yazılan sahte imzalı virman talimatı ve sahte olarak imzalanan kredi taahhütnamesi ve temlikname verilmek suretiyle sanık … adına katılan …’ından 9.000 TL’lik kredi çektikleri sabit olmakla dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan … vekili ile sanıklar müdafiilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
3-03.03.2009 tarihli iddianemeye ilişkin, sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik katılanlar … ve TTK vekilleri ile sanık müdafiinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanık …’un, TTK Maden Makinaları Fabrika İşletme Müdürlüğü’nde sigortalı işçi olarak çalıştığı dönemde, 05/07/2002 -24/04/2006 tarihleri arasında değişik zamanlarda 26 kez hastalık raporu aldığı, almış olduğu hastalık raporlarına konu vizite kağıtlarının kendisi tarafından sahte olarak düzenlendiği, raporlardaki bir kısım imzaların kendisine ait olduğu, bir kısmının ise uydurma imzalar olduğu, sanığın raporlu olarak gözüktüğü bu dönemlerde fiilen kurumda çalışmaya devam ettiği ve bunun sonucunda hem TTK kurumundan ücretini tam aldığı, hem de Sosyal Sigortalar Kurumundan geçici … göremezlik ödeneğini aldığı sabit olmakla resmi belgede sahtecilik suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan … ve TTK vekilleri ile sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak ;
1136 sayılı Kanun’un 168. ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 13. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, mahkumiyet kararı verilmesi halinde, kendisini vekille temsil ettiren katılan … lehine maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan … vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının (5-b) kısmında katılan …’ya vekalet ücreti verilmesi ile ilgili bölümde yer alan “Katılan … Başkanlığı” cümlesinden sonra gelmek üzere “ve katılan …” cümlesinin eklenerek, “bu katılan … Başkanlığına verilmesine” cümlesinin hüküm fıkrasından çıkartılarak yerine “katılanlar … ve TTK’ya verilmesine” cümlesinin hüküm fıkrasındaki ilgili bölüme eklenmesi suretiyle, sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
4-22.06.2009 tarihli iddianameye ilişkin, sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararına yönelik O yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat,verileri toplayıp,yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler,internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek … gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle,klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Haklarında beraat kararı verilen ve temyiz kapsamında olmayan diğer sanıklar…ve … ile aynı işyerinde çalışan sanık …’un ticari bir … nedeniyle birbirlerine kefil oldukları, sanık …’un 17.10.2007 tarihinde Yapı Kredi Bankası … … Şubesi’ne müracaat ederek, 16.11.2007 keşide tarihli 13.000 TL bedelli çeki ibraz ettiği, banka görevlilerince çekin sahte olduğunun anlaşılması üzerine sanığın emniyet mensuplarınca yakalandığı ve sanığın bu şekilde nitelikli dolandırıcılık suçuna teşebbüs ettiği iddia olunan somut olayda; 26.03.2008 tarihli ekspertiz raporuna göre renkli kopya yoluyla oluşturulan çekin sahte olduğunun belirtilmesi ve tanık…nın ifadesinde, sanığın suça konu çeki bankaya kırdırmak amacıyla gittiğini beyan etmesi karşısında, nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs etme suçunun oluştuğu ve mahkumiyet kararı verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, eylemin, suçun hazırlık hareketini oluşturduğundan bahisle yasal ve dosya kapsamına uygun olmayan gerekçeyle yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, O yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 30.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.