Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/11664 E. 2013/15071 K. 08.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/11664
KARAR NO : 2013/15071
KARAR TARİHİ : 08.10.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, görevi yaptırmamak için direnme, hakaret
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma,suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
5237 sayılı TCK’nın “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde, 265. maddesi ile düzenlenen; “Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçuyla korunan hukuki yarar,kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup;bu suçta, kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu, seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için,öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir … için değil, görevine giren bir … için koruma sağlamaktadır. Cebir, kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. Cebirle, kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse,fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir.Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeğe elverişli, doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur.İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Somut olay:
Müşteki polis memuru …’ın kongre müzesi bahçesinde nöbetçi olarak bulunduğu, diğer polislerin araç içerisinde beklediği sırada nöbetçinin kendisine doğru gelmekte olan ellerinde bira şişeleri bulunan alkollü sanıkları görerek onları “ailelerin olduğu yerde içmezseniz uygun olur” biçiminde sözlerle uzaklaştırmak istediğinde sanıklardan …’ın “Sivasta bütün polisler beni tanır” diyerek müştekinin elindeki silahı almaya çalıştığı, tekme attığı, nöbetçi polis memuru, silahın alınmaması için sanığı etkisiz hale getirmeye çalışırken, diğer müşteki

polislerde olay yerine gelip, şüpheli Cihan’ı zapt altına almaya çalışırken, sanık …, müşteki …’ı boynundan sıkıp tekmelediği, sanık … “… sizin gibi polisleri” diyerek ve başka hakaret sözleri kullanarak polis memuru …’ı itekleyip müşteki …’ı engellemek için elini tuttuğu müşteki …’na tekme attığı, müştekilerin sanıkları etkisiz hale getirdikleri, müze bahçesinde üst araması yaptıkları sırada sanık …’ın tekme atarak müzenin camını kırdığı anlaşılan somut olayda;
1-Sanık … hakkında hakaret, görevi yaptırmamak için direnme, sanık … hakkında mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlere yönelik incelemede,
Görevi yaptırmamak için direnme suçunu birden fazla polis memuruna karşı direnilerek, hukuksal anlamda tek bir fiile gerçekleştirilmesi nedeniyle Ceza Genel Kurulunun 02.03.2010 gün ve 259-47 sayılı kararında açıklandığı üzere aynı nevi’den, fikri içtimanın koşulları gerçekleşmiş bulunduğundan, sanıklar hakkında anılan suçtan tayin olunan cezaların TCK’nın 43/2 maddesiyle arttırılması gerektiği gözetilmeden eksik ceza tayini
Tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık … hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinin uygulanmaması
Sanık … hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükümde zararın giderilip giderilmediği ve hangi aşamada giderildiği araştırılmadan zarar soruşturma aşamasında giderilmiş kabul edilerek 5237 sayılı TCK’nın 168/1 maddesinin uygulanması aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2012/2-1500 2013/95 sayılı kararında açıkça belirtildiği gibi, “Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma” başlığı altında yeni sistemde güvenlik tedbiri olarak TCK’nun 53. maddesinde düzenlenmiş bulunan, mahkûmiyetin kanuni ve doğal sonucu olan bu hak mahrumiyetlerinin, kararda gösterilmemiş olması kazanılmış hakka konu olmayacağı, bir başka anlatımla aleyhe bozma yasağı kapsamında değerlendirilemeyeceğinden tebliğnamede bu yöndeki görüşe katılınmamıştır.
Hürriyeti bağlayıcı ceza ile mahkumiyetin kanuni ve doğal sonucu olan 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinde düzenlenen hak yoksunluklarının sanıklar hakkında uygulanmaması
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan,hüküm fıkralarına, 5237 sayılı TCK’nın “53. maddenin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” cümlesinin eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan kurulan hükme yönelik incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak,
a-Sanığın görevli polis memuruna direndiği sırada elini beline attığı belirtilmiş isede belinden herhangibir alet çıkardığından bahsedilmemiş olup, suçta kullanıldığı iddia edilen bıçağın olaydan sonra sanığın üst araması sırasında ortaya çıktığı, bu sebeple görevi yaptırmamak için direnme suçunun bıçakla işlenmediği olay tutanağı ve müşteki ifadelerinden anlaşıldığı halde sanığın cezasından 5237 sayılı TCK’nın 265/4 maddesi uyarınca artırım yapılması,
b-Hürriyeti bağlayıcı ceza ile mahkumiyetin kanuni ve doğal sonucu olan 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinde düzenlenen hak yoksunluklarının sanık hakkında uygulanmaması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.