YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/19997
KARAR NO : 2013/4718
KARAR TARİHİ : 14.03.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Üst Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazlarının incelemesinde;
Üst Cumhuriyet savcısının, 02/05/2008 tarihinde verilen hükmü, 1412 sayılı CMUK’un 310/3 maddesinde belirlenen bir aylık süre geçtikten sonra 05/06/2008 tarihinde temyiz ettiği anlaşılmakla, vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 317.maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Sanıklar …, … ve … hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık …’ın, katılanı telefonla arayarak kendisinde, bir inşaat temeli kazdığı sırada bulduğu altınlar olduğunu, satmak istediğini ancak bu işle ilgilenen tanıdığı olmadığı için satmaya korktuğunu, yardımcı olması halinde kendisine komisyon vereceğini söylediği, bu görüşmeden sonra katılan ile sanık … arasında konuya ilişkin olarak telefon görüşmelerinin devam ettiği, bu süreç içinde sanığın katılana sözkonusu altınlarla ilgili örnek fotoğraflar gönderdiği, katılanın bu fotoğrafları bir kuyumcuya göstererek gerçek olduğunu öğrenmesi üzerine İstanbul’dan Aydın İline geldiği, kendisini sanık … ile … olarak tanıtan sanık …’ün karşıladığı, birlikte bir … bahçesine oturdukları, burada sanık …’in …’yı altınları bulan şahıs olarak tanıttığı, akabinde sanıkların altınları getirmek için katılanın yanından kısa bir süreliğine ayrılıp bir avuç dolusu altınla geri döndükleri, bilahare katılana incelemesi içinde bir adet altın verdikleri, katılanın bu görüşmeden sonra tekrar İstanbula döndüğü, sanıklarla yaptığı telefon görüşmesinde altınları vereceklerini söylemeleri üzerine yine Germencik İlçesine geldiği, sanıklardan alacağı altınların bedelini ödemek için tanık olan arkadaşı … …’dan 20.000 TL borç para aldığı, sanıkların katılandan peşinat olarak 30.000 TL istedikleri geri kalanını ise sanık …’ın katılan ile birlikte İstanbul’a giderek altınları sattıktan sonra alması konusunda anlaştıkları, sanıklar … ve … ile … bahçesinde oturan katılanın altınları istemesi üzerine sanıkların öncelikle katılandan parayı istedikleri, katılanında 28.150 TL parayı sanık …’a verdiği, daha sonra sanıkların altınları getireceklerini söyleyip katılanın yanından ayrıldıkları, bir müddet sonrada sanık …’ın katılanın telefonuna, kendisini … olarak tanıtan …’ün güvenlik görevlileri tarafından yakalandığını, kendisininde orada olduğu şeklinde mesaj çekmesi üzerine katılanın dolandırıldığını anladığı olayda, mahkemenin dolandırıcılık suçunun oluştuğuna ilişkin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre,katılan vekili, sanık … müdafii ve sanıklar … ile …’nın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
3-Sanık … hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Sanığın kovuşturma devam ederken 03.03.2008 tarihinde vefat ettiğinin UYAP’tan temin edilen nüfus kaydından anlaşılması karşısında; hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı TCK.nun 64/1.maddesi uyarınca düşürülmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.