YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13072
KARAR NO : 2012/326
KARAR TARİHİ : 17.01.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi sıfatıyla)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı Banka, dava dışı … ile imzalanan tüketici kredisi sözleşmesini, davalıların da müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, kredi borcunun yasal süresi içinde ödenmemesi üzerine muacceliyet ihtarı gönderilerek, dava dışı asıl borçlu ve davalı kefiller hakkında takip başlatıldığını, ancak takibe davalılar tarafından itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, %40 inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, davalıların … İcra Müdürlüğünün 2004/3711 esas sayılı takip dosyasına yapmış oldukları itirazın kısmen iptali ile, takibin 4.387,15 TL asıl alacak, 109,31 TL faiz, 5,46 TL BSMV ve 100,00 TL ihtarname bedeli olmak üzere toplam 4.601,92 TL alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren % 39 temerrüt faizi yürütülmesine, %40 icra inkar tazminatı olan 1.754,80 TL’ nin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı Banka ile dava dışı asıl borçlu … arasında imzalanan 6.1.2004 tarihli tüketici kredisi sözleşmesine davalıların da kefil oldukları, sözleşme gereğince ödenmesi gereken kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle davacı Banka tarafından, asıl borçlu ve kefil olan davalılar hakkında takip başlatıldığı, icra takibine vaki itiraz üzerine de “itirazın iptali” istemiyle … bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır. 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Yasanın 10. maddesinin 3. fıkrası “Tüketici kredisinin teminatı olarak şahsi teminat verildiği hallerde, kredi veren asıl borçluya başvurmadan, kefilden borcun ifasını isteyemez” düzenlemesini getirmiştir. Yasanın bu hükmü emredici nitelikte olup, emredici hükümlerin mahkemece resen dikkate alınması zorunludur. Bu yasal düzenleme doğrultusunda davacı Banka asıl borçlu aleyhine icra takibi yapıp, takip semeresiz kalmadıkça kefillerden borcun ifasını isteyemez. Somut olayda alacaklı, asıl borçlu ile birlikte davalı kefiller hakkında da takip başlatmış olup, anılan yasa gereğince kefil olan davalılara ancak asıl borçluya karşı yapılan takibin sonuçsuz kalması halinde başvurulabileceğinden, başlatılan takip nedeniyle davalıların davacıya borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesi gerekirken, açıklanan husus gözardı edilerek, yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalıların diğer temyiz tirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarda 1.bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davalılar yararına BOZULMASINA, 2. bent gereğince davalıların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 17.1.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.