YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/19236
KARAR NO : 2013/4058
KARAR TARİHİ : 06.03.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Güveni kötüye kullanma , özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet , beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma ve özel belgede sahtecilik suçlarından kurulan hükümlere yönelik incelemede
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi,failin kendisine verilen malı,veriliş gayesinin dışında,zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi,değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Somut olayda; sanığın satış ve pazarlama müdürü olarak çalıştığı katılan firmanın müşterilerinden … Fabrikasına sahte olarak hazırladığı fatura ile mal çıkışı yaparak işyeri hesabına girmesi gereken parayı kendi hesabına aktardığı aynı şekilde … ve … isimli firmalar ile … firmasında çalışan sahıstan olmak üzere fabrikaya ait toplam 13 353,71 TL’yi kendi hesabına aktardığı iddiasıyla açılan davada yapılan yargılama sonucu kurulan hükmün gerekçesinde;
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141 ve 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 230 ve 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 308/7.maddeleri uyarınca, mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak sağlayacak biçimde açık olması ve Yargıtay’ın bu işlevini yerine getirebilmesi için, kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile yüklenen suçun unsurlarının nelerden ibaret olduğunun açık olarak gerekçeye yansıtılması, Ceza Muhakemesi Kanununa göre hüküm fıkrasında bulunması zorunlu unsurları taşıması, suç oluşturduğu kabul edilen eylemin gösterilmesi, nitelendirilmesi, savunmada ileri sürülen hususlar ile ilgili hüküm kurulması gerekirken, bu ilkelere uyulmadan, gerekçeden yoksun olarak ve denetime olanak vermeyecek şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de sanığın birden çok müşteriden aldığı parayı fabrika hesabına teslim etmediği gözetilerek 5237 Sayılı TCK’nun 43 maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezasının yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Hükümden önce 08.02.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.un 231. maddesi uyarınca; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,06.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.