YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/17012
KARAR NO : 2012/5330
KARAR TARİHİ : 05.03.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, avukat olduğunu, davalı ile aralarındaki vekalet sözleşmesi gereğince davalıya ait dava ve icra dosyalarını takip ettiğini, vekil olarak üzerine düşen yakaümlülükleri yerine getirdiğini, davalının 11.3.2009 tarihli azilname ile kendisini haksız olarak azlettiğini ileri sürerek takip ettiği dosyalar nedeniyle hak ettiği ücreti vekalet ile karşı yan vekalet ücretlerinin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, davalının vekili olarak takip ettiği ve haksız fesih nedeniyle ücretini alamadığı dava ve icra dosyalarına ait vekâlet ücreti ile karşı yan vekalet ücretinin tahsilini istemiştir. Davalı yan sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini ispatlayamamıştır. Mahkemenin kabulü de bu yöndedir. Haksız olarak azledilen avukat, takip ettiği her dava için avukatlık ücretinin tamamına hak kazanır. (Avukatlık Kanunu 174/2 maddesi) Avukatın bu ücret alacağı kapsamında, müvekkili ile arasında yapılan ücret sözleşmesi 2011/17012-2012/5330
gereğince hesaplanan vekâlet ücreti ile yasanın 164/son maddesi gereğince karşı tarafa yüklenen vekalet ücreti alacağınında avukata ait olacağında duraksama olmamalıdır. Avukatlık yasasının 164/son maddesinde açıklanan avukata ait olacağı kabul edilen ücret alacağı yargılama ve icra gideri niteliğinde olduğundan ancak dava ve takip sonuçlandığında miktarı belli olur ve bundan sonra müvekkil tarafından hasımdan tahsili mümkün hale gelir. Müvekkilin vekiline ödeme borcu da hasım taraftan tahsil edilmeden doğmaz. Diğer bir anlatımla hasım taraftan henüz vekâlet ücreti alacağını tahsil etmemiş veya edememiş olan müvekkilden avukat bu alacağını isteyemez. Tahsil edilmiş olmasını beklemek durumundadır. Kural böyle olmakla birlikte, hâkim bu kurala sıkı sıkıya bağlı kalmamalı, Avukatlık Yasasının 164/son maddesine işlerlik kazandıracak şekilde her olayın özelliğine, durum ve şartlarına göre değerlendirme yapmalı, özellikle M.K.’nun 2. maddesinde ifadesini bulan hakkın kötüye kullanılmasına ve dürüstlük kurallarının ihlaline izin vermemeli, gerektiğinde müvekkilin dava veya takip sonucunda belirlenen bu ücret alacağını tahsil etmiş kabul etmeli, aksi halde bu nitelikteki ücret alacağına ilişkin istemi henüz muaccel olmadığından reddetmelidir. Bu itibarla mahkemece, davacının haksız azledildiği nazara alınarak az yukarıda açıklanan ilke ve açıklamalar ışığında araştırma ve inceleme yapılması, gerekirse yeni bir bilirkişiden rapor alınmak suretiyle hâsıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalının tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, 274,00 TL. peşin alınan harcın davacıya iadesine, 292,15 TL peşin alınan harcın davalıya iadesine, 5.3.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.